“Risk algıları daha dinamik; geleneksel kuşaklar gibi aşırı temkinli değiller ama bilinçsizce risk almaktan da kaçınıyorlar.”
Z kuşağı, dijital çağın doğrudan içine doğmuş, bilgiye anında ulaşabilen, değer odaklı ve bireyselleşmiş kararlar alan bir nesil.
Bu kuşağın tasarruf motivasyonu, klasik “geleceği güvence altına alma” anlayışından ziyade “hayat tarzını sürdürülebilir kılma” ve “kişisel özgürlük alanını genişletme” ekseninde şekilleniyor. Finansal bağımsızlık, onlar için sadece emekliliği değil, yaşamın her anında kendi kararlarını verebilmeyi de ifade ediyor. Risk algıları daha dinamik; geleneksel kuşaklar gibi aşırı temkinli değiller ama bilinçsizce risk almaktan da kaçınıyorlar. Veriye dayalı karar alma eğilimindeler ve yatırımlarında sürdürülebilirlik, etik değerler, çevresel etki gibi faktörleri önemsiyorlar. Yani sadece kazandıran değil, anlamlı yatırımların peşindeler. Bu farklılaşan davranış modeli, bireysel emeklilik sistemini daha esnek, daha erişilebilir ve daha şeffaf bir yapıya zorluyor. Z kuşağının varlığı, sektörümüz için hem bir meydan okuma hem de büyük bir fırsat. Katılım Emeklilik olarak Z kuşağıyla bağ kurmanın yolunun, onların dünyasını anlamaktan geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle iletişim dilimizde sade, samimi, şeffaf ve dijital odaklı bir yaklaşımı benimsiyoruz. Onlara üstten değil, yan yana durarak sesleniyoruz. Geleneksel reklamların ötesine geçip, onların bulunduğu mecralarda, özellikle sosyal medya platformlarında, anlamlı ve etkileşimli içeriklerle varlık gösteriyoruz.
Ürün stratejimizde ise modüler yapı ön planda. Z kuşağının beklentisi, standart paketlerden ziyade kendi yaşam tarzına ve değerlerine uygun, kişiselleştirilebilir çözümler. Biz de bu anlayışla “kişisel finans yolculuğuna eşlik eden BES” modeli üzerinde çalışıyoruz. Örneğin dijital kanallarımızdaki süreçleri kolaylaştırdık; fon tercihlerinde ise ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterlerini öne çıkaran sürdürülebilirlik temalı fonumuzu katılımcılarımıza sunduk. Ayrıca, katılım finans prensiplerine uygun ürünlerle etik ve faizsiz finans anlayışını önemseyen gençlerle güçlü bir değer ortaklığı kuruyoruz. Onların “anlam arayışı” ile bizim “değer odaklı finans” vizyonumuz arasında güçlü bir bağ olduğunu biliyoruz. Erken BES gibi 18 yaş altına yönelik ürünlerimizle sadece Z kuşağını değil onu takip eden kuşakları da erkenden finansal okur yazarlıkla tanıştırma gayesindeyiz. Gençleri bireysel emeklilik sistemine kazandırmak, sadece bugünü değil, Türkiye’nin ekonomik yarınlarını da inşa etmek anlamına geliyor. Bu hedefe ulaşmak için öncelikle finansal okuryazarlık konusunu tabana yaymamız gerekiyor. Gençlerin emekliliği bugünden düşünmesi için, bu süreci bir “yük” değil, bir “özgürlük yatırımı” olarak görmelerini sağlamalıyız. Bu nedenle okullarda, üniversitelerde ve dijital platformlarda BES farkındalığını artırmak kritik öneme sahip. Teşvik mekanizmaları da genç kuşağın karar alma davranışlarını dikkate almalı. Örneğin, devlet katkısının performansa dayalı olarak artırılması, sürdürülebilir fonlara yönelen katılımcılara ek katkı sağlanması ya da düşük katkı paylı BES modellerinin devreye alınması gibi esnek teşvikler önemli araçlar olabilir. İletişimde ise gelecekten değil, bugünden konuşmak gerek. Z kuşağı geleceği “soyut” değil, bugünkü yaşam pratiklerinin bir uzantısı olarak algılıyor. Bu yüzden BES’in yalnızca emeklilik değil, hayat boyu birikim ve esneklik sunduğunu anlatmak önemli. Kuşaklar arası farkları gözeterek, her segmentin davranış kodlarına uygun yaklaşımları hayata geçirmeliyiz. Gençler için dijitalleşme, orta yaş için güven, ileri yaşlar için sadelik öncelikli. Ancak herkes için ortak nokta: şeffaflık, güven ve anlam. Biz de Katılım Emeklilik olarak bu üç değeri merkezimize alıyor, her kuşağın yaşam ritmine uygun çözümler sunarak sürdürülebilir katılımı sağlamayı hedefliyoruz.