Image

''Deneyimlerimle edindiğim çok katmanlı bakış, mesleğe yaklaşımımı kökten değiştirdi.''

Sektörde geçirdiğim 16 yıl boyunca sigortanın hemen her cephesinde yer alma fırsatı buldum.


Kariyerime bir sigorta ve reasürans brokerında başladım; ardından acente tarafını deneyimledim, farklı bir broker yapısında çalıştım ve nihayetinde Londra’da, Lloyd’s of London bünyesindeki üç farklı sendikada (terör, ürün sorumluluk geri çağırma – PL Recall ve contingency branşlarında) görev aldım.

Londra’da bulunduğum dönemde hem Lloyd’s üyesi iki ayrı brokerda – bunlardan biri KMD, Hint kökenli bir broker – hem de Chesterfield merkezli Amerikan bir brokerda staj yapma imkânı elde ettim. Lloyd’s’un brokerlara teminat verirken riske nasıl yaklaştığını; brokerların ise Lloyd’s’u ikna edebilmek için riski nasıl konumlandırdığını, hangi argümanlarla sunduğunu yakından gözlemledim. Türkiye’ye döndükten sonra reasürans tarafında ve bir sigorta şirketinin genel müdürlüğünde çalıştım. Tüm bu deneyimlerin ardından kendi acentemi kurdum.

Aktüerya masasında doğrudan yer almadım; ancak hem Türkiye’de hem de sigortanın doğduğu kabul edilen Londra’da, masanın farklı taraflarından riske bakma şansı yakaladım. Bu çok katmanlı bakış, mesleğe yaklaşımımı kökten değiştirdi.

Hiçbir zaman “trafik poliçesini keselim, komisyonu yazalım” anlayışında geleneksel bir acente kültürü inşa etmedik. On altı yıldır zihnim tek bir noktaya odaklı: riski elimine etmek, hatta dikiz aynasında görünmeyen kör noktaya kadar minimize etmek. Bizimle çalışmayı tercih eden her sigortalı adayına önce riskini en aza indirecek modeli sunarız. En geniş teminat yapısını gösterir, ardından sigortalının risk algısını anlamaya çalışırız. Kimi zaman sigortalı, kendi risk algısı doğrultusunda teminatları daraltır ve eksik sigortanın sonuçlarını üstlenmeyi tercih eder. Kimi zaman da geçmişte yaşadığı acı bir hasar deneyimi nedeniyle eksik sigortadan kaçınır ve en geniş teminatı seçer.

Farklı ülkelerde ve masanın farklı taraflarında edindiğimiz tecrübe, bize güçlü bir danışmanlık refleksi kazandırdı. Riskin tek bir yüzü olmadığını biliyoruz; bu nedenle her müşterimize “terzi dikimi” çözümler sunuyoruz. Her yıl poliçe yenileme döneminde riski yeniden analiz ederiz: Risk değişti mi, yeni bir teminat gerekli mi, bazı başlıklar artık anlamını yitirdi mi?

Elbette nihai karar risk sahibine aittir. Biz ne kadar danışmanlık yaparsak yapalım, satın alma tercihini sigortalının risk algısı belirler. Poliçe primini şekillendiren ana unsur da budur. Tek referansımız fiyat kıyası değildir; teminat içeriği, şirketlerin trete yapıları, wording farklılıkları ve kapsam alternatifleri teklif dosyalarımızda asıl karşılaştırma unsurlarını oluşturur. Portföyümüzde fiyat odaklı bir segment de bulunuyor; ancak bu grubun oranı yüzde 15–20 seviyesindedir. Bizim için ilk sırada danışmanlık kalitesi, ikinci sırada ise satış sonrası hizmet gelir.

Hasar yönetimi, iddiamızın en güçlü olduğu alanlardan biridir. Dosyanın açıldığı ilk andan kapanışına kadar; sigortalı, eksper, sigorta şirketi ve gerektiğinde üçüncü taraflar arasında aktif ve sürekli iletişim kurarız. Özellikle nakliyat gibi üçüncü kişilerin dâhil olduğu ihtilaflı hasarlarda, adeta bir avukat refleksiyle hareket eder; sigortalımızın haklarını savunur, sürecin hiçbir aşamasında onu yalnız bırakmayız.

Kârlılığı korurken müşteri memnuniyetini sürdürmek için operasyonel süreçlerimizi sürekli iyileştiriyor, yeni sistemleri devreye alarak yenilemeleri hızlı ve tek seferde tamamlamayı hedefliyoruz. Her yıl yapılan güncel risk kontrolü sayesinde müşterimiz, kendisine özel yazılmış wording’lere ve gerçekten terzi dikimi bir poliçeye sahip olduğunu bilir.

Ne gereksiz maliyetle karşılaşır ne de eksik sigorta riski taşır. Optimum fayda noktasında olduğunu hisseder. Yaptırdığı poliçe sayesinde gece rahat uyur; “acaba gözden kaçan bir teminat var mı” kaygısını yaşamaz.

Bizim için sigortacılık, poliçe kesmek değil; riski doğru okumak ve o riskin tüm yüzlerini sigortalıya gösterebilmektir.