''2026’nın ikinci yarısında Anıt Sigorta olarak hedefimiz büyümek; ancak ne pahasına olursa olsun büyümek değil.''
2026 yılının ilk yarısına baktığımda, acenteler açısından en önemli gelişmenin yalnızca dijitalleşme veya yapay zekâ olmadığını düşünüyorum. Bana göre asıl değişen, sigorta sektöründeki rekabetin şekli. Bugün biz acenteler artık yalnızca birbirimizle rekabet etmiyoruz. Bankalar, dijital satış kanalları, farklı dağıtım modelleri, şirketlerin müşteriye doğrudan ulaşma çabaları ve elbette teknoloji bu rekabetin içinde. Müşteri de eski müşteri değil. Fiyatları çok daha kolay karşılaştırıyor, alternatiflere saniyeler içinde ulaşabiliyor ve doğal olarak daha fazlasını sorguluyor.
Bütün bunlara rağmen acenteliğin geleceği konusunda karamsar değilim. Çünkü teknoloji fiyatı karşılaştırabilir, poliçeyi düzenleyebilir, veriyi analiz edebilir. Yapay zekâ birçok konuda bizden daha hızlı sonuç üretebilir. Ancak müşterinin gerçek riskini anlamak, doğru soruyu sormak, bazen kendisinin bile farkında olmadığı ihtiyacı görmek ve en önemlisi hasar olduğunda yanında durmak hâlâ insana ve güvene ihtiyaç duyuyor.
Ben hayatımın bir döneminden sonra çevremde tutunacak dal aramayı, ağacın kendim olduğumu anladığımda bıraktım. Acentelik mesleğine de biraz böyle bakıyorum. Değişen şartlar karşısında başkalarının bize ne sağlayacağını beklemek yerine kendi bilgimize, tecrübemize, çalışma disiplinimize ve müşterimizle yıllar içinde oluşturduğumuz güvene dayanmak zorundayız. Önümüzdeki yıllarda ayakta kalan acente, teknolojiye direnen değil; teknolojiyi kullanan ancak müşterisiyle arasındaki insan ilişkisini kaybetmeyen acente olacak.
Kendi adıma 2026’nın ilk altı ayının kolay geçtiğini söyleyemem. Sektörde prim üretimleri rakamsal olarak büyüyor; ancak mesele yalnızca üretim rakamının artması değil. İşletme giderleri yükseliyor, müşterinin fiyat hassasiyeti artıyor ve bazı branşlarda ciddi bir fiyat rekabeti yaşanıyor. Ben hiçbir zaman yüksek üretim rakamını tek başına başarı olarak görmedim. Anıt Sigorta olarak bizim için önemli olan, yaptığımız işin devamlılığı ve niteliği; müşteriyi kazanmak kadar onu yıllarca koruyabilmek ve hasar anında telefonunu açabilmek.
Hayatta da iş hayatında da her yükselişi yalnızca hayra, her düşüşü yalnızca şerre yormamak gerektiğine inanıyorum. Büyüklerimizin güzel bir sözü vardır: “Tanrı azan karıncaya kanat takar, kuşa yem edermiş.” Bazen çok iyi gittiğini düşündüğümüz dönemler bizi rehavete sürükleyebilir; bazen zorlandığımız dönemler ise işimizi yeniden sorgulatır ve daha sağlam adımlar attırır. 2026’nın ilk yarısını ben biraz da böyle değerlendiriyorum.
Ben müşteriye hiçbir zaman yalnızca “Hangi poliçeyi yapabiliriz?” diye bakmadım. Benim için ilk soru şudur: “Bu müşterinin gerçek riski nedir ve yarın hangi nedenle zarar görebilir?” Bu sorunun cevabını doğru bulduğunuzda hangi poliçeye, hangi teminata ve hangi limite ihtiyaç olduğunu da daha doğru belirliyorsunuz.
Yıllar geçiyor, şirketler büyüyor, yatırımlar ve riskler değişiyor. Bir yıl önce yeterli olan teminat bugün yeterli olmayabiliyor. Acentenin görevi de poliçeyi her yıl aynı şekilde yenilemek değil; gerektiğinde müşterisine “Geçen yıl bunu böyle yapmıştık ama bu yıl riskiniz değişti” diyebilmektir. Müşteri elbette fiyat soracak. Ancak yalnızca en ucuz fiyatı vermek için eksik teminatla poliçe düzenlemek bana göre acentelik değildir. Bizim farkımız; doğru teminatı, doğru kapsamı ve doğru çözümü anlatabilmek olmalı. Güven de bir günde değil, yıllar içinde verdiğiniz sözlerin arkasında durarak oluşuyor.
2026’nın ikinci yarısında Anıt Sigorta olarak hedefimiz büyümek; ancak ne pahasına olursa olsun büyümek değil. Ben kontrollü, sağlıklı ve kârlı büyümeden yanayım. Yeni müşteri kazanırken mevcut müşterimizin güvenini korumak, kurumsal ve teknik sigortalardaki danışmanlığımızı güçlendirmek, portföyümüzü çeşitlendirmek ve teknolojiyi daha etkin kullanmak istiyoruz.
Ben dijitalleşmeyi müşteriden uzaklaşmak olarak görmüyorum. Teknoloji müşterime daha hızlı dönmemi, daha doğru analiz yapmamı ve müşterime daha fazla zaman ayırmamı sağlıyorsa kullanırım. Yapay zekâya bakışım da aynı. Yapay zekânın acentelerin yerini alacağına inanmıyorum. Ancak yapay zekâyı ve teknolojiyi doğru kullanan acentelerin, kullanmayan acentelerin önüne geçeceğine inanıyorum.
2026 sonunda yalnızca prim üretimini artırmış değil; müşterisiyle ilişkisini güçlendirmiş, portföy kalitesini ve kârlılığını korumuş, teknolojiyi daha fazla kullanan ve müşterisinin gözünde “Benim sigortacım” diyebileceği bir Anıt Sigorta görmek istiyorum.
Sigorta sektöründe fiyatlar değişir. Şirketler değişir. Ürünler ve dağıtım kanalları değişir. Teknoloji çok daha ileri noktalara gider. Ama benim yıllardır değişmeyen bir düşüncem var: Sigortacılığın merkezinde poliçe değil, insan vardır.
Ve bana göre bir acentenin en büyük sermayesi, yaptığı üretimden önce müşterisinin kendisine duyduğu güvendir.

















