ÖZEL RÖPORTAJ: ''Yeni Dönemde Sektörün Dönüşümüne Yön Vermeye Devam Edeceğiz''
ÖZEL RÖPORTAJ: ''Yeni Dönemde Sektörün Dönüşümüne Yön Vermeye Devam Edeceğiz''

ÖZEL RÖPORTAJ: ''Yeni Dönemde Sektörün Dönüşümüne Yön Vermeye Devam Edeceğiz''

AXA Türkiye CEO’su 
Yavuz Ölken

CEO olarak 2026’ya girerken “başarı”yı tanımlayan temel göstergeler sizce neler? AXA’yı Türkiye’de birkaç yıl sonra nerede konumlandırmayı hedefliyorsunuz?

 

Türkiye gibi dinamik ve dalgalı bir pazarda başarıyı yalnızca büyüme rakamlarıyla değil; finansal dayanıklılık, müşteri güveni ve teknoloji odaklı dönüşümle birlikte ele almak gerekiyor. AXA Türkiye olarak bu yaklaşımı net bir performansla destekliyoruz. 2025 yılının ilk 11 ayında prim üretimimizi 74 milyar TL’ye taşıyarak %48 büyüme kaydettik. Bu tablo; güçlü sermaye yapısı, teknik kârlılık disiplini ve dengeli portföy yönetiminin somut bir sonucu. Başarının bir diğer göstergesi ise güven. Empati Güvencesi yaklaşımımızla müşteri deneyimini yeniden şekillendirdik ve bugün müşterilerimizin %78’i AXA Türkiye’yi tavsiye ediyor; bu oran sektör ortalamasının ciddi şekilde üzerinde. Dijitalleşme ve yapay zeka yatırımlarımız da bu güvenin önemli bir ayağı. Hasar süreçlerinde otomasyon, medikal underwriting süreçlerinde %20’nin üzerinde verimlilik, yapay zeka destekli müşteri çözümleri ve acente işlerini kolaylaştıran yeni nesil araçlarımızla operasyonel kapasitemizi güçlendirdik. Önümüzdeki dönemde AXA Türkiye’yi; finansal olarak güçlü, müşteri deneyiminde referans gösterilen, veri ve yapay zeka temelli sigortacılıkta lider ve sektörün dönüşümüne yön veren bir şirket olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.

 

2026’ya girerken Türkiye sigorta sektörünü en çok dönüştürecek başlıklar neler olacak? AXA Türkiye bu yeni döneme hangi stratejik önceliklerle hazırlanıyor?

 

Türkiye’de önümüzdeki dönemde makroekonomik koşullar, regülasyonların etkisi, yapay zeka kullanımının hızlanması ve müşteri beklentilerindeki dönüşüm sektörün gidişatını belirleyecek. Fiyatlama disiplininden sermaye yönetimine kadar daha güçlü bir finansal çerçeveye ihtiyaç duyulurken, dijitalleşmenin yeni fazı sigortacılığı yalnızca daha hızlı ve erişilebilir değil aynı zamanda daha sezgisel ve insan odaklı hale getirecek. Bu süreçte müşterinin beklentisi yalnızca poliçe satın almak değil; kendini anlaşılmış hissetmek, yanında güven duyabileceği bir sigorta ortağı görmek ve gerçek değer yaratan çözümlerle buluşmak olacak. Biz de AXA Türkiye olarak bu döneme yalnızca güçlü risk yönetimi, veri ve yapay zeka temelli karar yapısı ve esnek ürün mimarisiyle değil; aynı zamanda müşteriye empatiyle yaklaşan, onun ihtiyaçlarını gerçekten anlayan ve bu empatinin sonucu olarak güveni büyüten bir marka kültürüyle hazırlanıyoruz. Müşterimizin hayatındaki risklere sadece teknik bir gözle değil, onun penceresinden bakarak yaklaşıyor; geliştirdiğimiz yeni ürün ve hizmetlerle bu güven duygusunu somut bir güvenceye dönüştürmeyi hedefliyoruz. 

 

İklim, jeopolitik riskler ve teknolojik kırılmalar Türkiye’de risk yönetimini nasıl değiştiriyor? Bu tablo ürün geliştirmeyi nasıl etkiliyor?

 

Riskler artık yalnızca geleneksel alanlarla sınırlı değil; deprem ve iklim kaynaklı afetler, çevresel sorunlar, jeopolitik belirsizlikler ve hızla gelişen teknolojiyle birlikte ortaya çıkan yeni risk alanları sigortacılığın doğasını kökten dönüştürüyor. Bu tablo sigorta şirketlerini geçmiş veriye dayalı geleneksel modellerin ötesine geçerek, geleceği okumayı merkeze alan; daha esnek, senaryo temelli ve uyarlanabilir bir risk yönetimi yaklaşımına yönlendiriyor. Reasürans maliyetlerindeki artış, iklim risklerinin belirginleşmesi ve müşteri beklentilerindeki dönüşüm; teminat yapılarının yeniden kurgulanmasını, parametrik çözümlerin daha yaygın kullanılmasını ve dayanıklılığı artıran yeni ürünlerin devreye alınmasını gerektiriyor.  AXA Türkiye olarak biz de geçmiş verilerin yanı sıra olası gelecek risk senaryolarıyla çalışan analitik modeller kullanıyor; doğru fiyatlama disiplini, güçlü risk seçimi ve çevik ürün geliştirme süreçlerimizi daha hızlı ve uyarlanabilir bir yapıyla yönetiyoruz. Bu doğrultuda müşterilerimizin karşı karşıya olduğu karmaşık riskleri daha doğru okuyan, değişen koşullara daha çabuk uyum sağlayan ve güvenceyi daha somut değere dönüştüren bir sigortacılık modeli geliştirdik.

 

Büyüme ile dayanıklılık arasındaki denge Türkiye pazarı için neden kritik? AXA Türkiye bu dengeyi nasıl kuracak?

 

Türkiye sigorta pazarı önemli bir büyüme potansiyeli barındırıyor; ancak bu potansiyelin değere dönüşmesi, sağlam bir finansal temel ve disiplinli bir risk yönetimiyle mümkün. Bizim için büyüme, sadece prim üretimini artırmak değil; portföy kalitesini güçlendiren, riskleri doğru fiyatlayan ve uzun vadeli kârlılığı güvence altına alan bir yapı kurmak anlamına geliyor. İklim kaynaklı afetler, jeopolitik belirsizlikler ve reasürans koşullarındaki sıkılaşma gibi faktörler; güçlü sermaye yapısı, çeşitlendirilmiş portföy ve esnek operasyonel kapasitenin önemini daha da artırıyor. AXA Türkiye olarak veri odaklı karar destek sistemlerine, risk analitiğini geliştiren teknolojilere ve müşteri deneyimini hızlandıran dijital çözümlere yatırım yapıyoruz. Bu sayede büyümeyi sağlamlıkla birlikte yöneten, müşterilerine bugünün belirsizliklerinde bile güven veren, daha dirençli bir sigortacılık modeli ortaya koyuyoruz.

 

Dijitalleşme artık temel bir zorunluluk. Türkiye pazarında veri, yapay zeka ve analitiğin rolünü nasıl görüyorsunuz?

 

Artık sigortalılar hız, şeffaflık ve güven bekliyor. Veri, analitik ve yapay zeka bu beklentiyi karşılamada tamamlayıcı değil, artık işin merkezinde yer alan stratejik bir güç. Bu teknolojiler; hasar süreçlerinin daha hızlı ve öngörülebilir ilerlemesini, risklerin daha isabetli analiz edilmesini ve müşteri deneyiminin daha kişisel hale gelmesini sağlıyor. Biz AXA Türkiye olarak dijitalleşmeyi insan temasını azaltan bir yaklaşım değil, insanı daha iyi anlayıp daha doğru hizmet sunmamızı sağlayan akıllı bir destek alanı olarak görüyoruz. Bu dönüşümü hem çalışma arkadaşlarımız hem de acentelerimizle birlikte yaşıyoruz. Acentelerimizin işlerini kolaylaştıran, karar alma süreçlerini hızlandıran ve müşteriye sundukları değeri güçlendiren çözümler geliştiriyoruz. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz Yaver GPT, acentelerimizin günlük operasyonlarında pratik destek sunan, bilgiye hızlı erişim ve daha etkin müşteri yönetimi sağlayan önemli bir yardımcı platform olarak öne çıkıyor. Böylece teknolojiyi sadece bir amaç değil hem müşteri hem acente tarafında değeri artıran bir destek mekanizması olarak konumlandırıyoruz. Değişim bir zorunluluk, dönüşüm ise bir tercihtir prensibi ile geleceğe hazır olmaya, uyumlanmaya ve adapte olmaya odaklanmış durumdayız.

 

AXA Türkiye’nin 2026 müşteri deneyimi yaklaşımı Türkiye’de nerede farklılaşıyor?

 

Türkiye’de sigortalılar hızlı, anlaşılır ve zahmetsiz hizmet isterken aynı zamanda gerçekten yanında duran bir marka görmek istiyor. AXA Türkiye olarak 2026 yaklaşımımızın farkı tam burada ortaya çıkıyor: müşteriyi yalnızca poliçe sahibi değil, ihtiyaçlarını anlayan ve ona çözüm üreten bir iş ortağımız olarak konumlandırıyoruz. Hasar anında daha hızlı destek, süreçlerde sadeleşme ve net iletişimle güven duygusunu güçlendiren bir hizmet modeli kuruyoruz. Dijitali insan temasından koparmayan hibrit yapımız ve acentelerimizin danışmanlık rolüyle, sadece talebe cevap veren değil, ihtiyacı önceden gören bir deneyim hedefliyoruz. Kısacası 2026 vizyonumuz; teknolojiyi sadece hız için değil, müşterinin hayatını gerçekten kolaylaştıran ve güveni kalıcı kılan bir sigortacılık deneyimi oluşturmak.

 

Sürdürülebilirlik başlığında Türkiye’de AXA’yı nasıl bir dönüşüm bekliyor?

 

Biz sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir başlık olarak görmüyoruz; ekonomik dayanıklılık, toplumsal güçlenme, afetlere hazırlık ve gelecek nesiller için güvenli bir yaşam altyapısı oluşturma sorumluluğunu da kapsayan bütüncül bir çerçeve olarak ele alıyoruz. Türkiye gibi deprem, iklim kaynaklı afetler ve ekonomik dalgalanmalarla yüzleşen bir ülkede sürdürülebilirlik aynı zamanda bir risk yönetimi meselesi. Bu nedenle AXA Türkiye olarak iklim riskleriyle mücadeleyi, sürdürülebilir finans yaklaşımını, toplumsal dayanıklılığı artıran projeleri ve kurum içinde daha duyarlı, çevik ve bilinçli bir iş yapış kültürünü öncelik haline getiriyoruz. Parametrik ürünlerden afet dayanıklılığına katkı sağlayan çözümlere, çevresel etkiyi azaltan operasyonel uygulamalardan sosyal faydayı güçlendiren programlara kadar geniş bir dönüşüm ajandasıyla ilerliyoruz. Amacımız bugün için sigorta sunarken aynı zamanda ülkemizin geleceğini daha güvenli, daha dirençli ve daha sürdürülebilir kılacak bir değer üretmek.

 

Türkiye’de önümüzdeki dönemde makroekonomik koşullar, regülasyonların etkisi, yapay zeka kullanımının hızlanması ve müşteri beklentilerindeki dönüşüm sektörün gidişatını belirleyecek.

 

Veri odaklı karar destek sistemlerine, risk analitiğini geliştiren teknolojilere ve müşteri deneyimini hızlandıran dijital çözümlere yatırım yapıyoruz.

 

Röportaj: Kübra Kanun