ÖZEL RÖPORTAJ: Quick Sigorta 9 Yaşında: Bir Vizyonun Adım Adım Hayata Geçiş Hikâyesi
ÖZEL RÖPORTAJ: Quick Sigorta 9 Yaşında: Bir Vizyonun Adım Adım Hayata Geçiş Hikâyesi

ÖZEL RÖPORTAJ: Quick Sigorta 9 Yaşında: Bir Vizyonun Adım Adım Hayata Geçiş Hikâyesi

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı ve Maher holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet YAŞAR

Quick Sigorta bu yıl 9. yaşını kutluyor. Geride kalan dokuz yıla baktığınızda, şirketin dönüşüm yolculuğunu en iyi hangi kırılma anları tanımlıyor? 

Quick Sigorta’nın 9 yıllık yolculuğuna baktığımda aslında bir sigorta şirketinin büyümesinden çok, bir vizyonun adım adım hayata geçmesini görüyorum.

Kurulduğumuz günlerde sloganımız “Şirket Yeni, Biz Değiliz” idi. Çünkü sektörde yeni bir şirket olsak da arkamızda onlarca yıllık sigortacılık deneyimi vardı.

Daha sonra “Sigortacılığın Dijital Hali” yaklaşımıyla hareket ettik. O dönemde dijitalleşme bugün olduğu kadar konuşulmuyordu. Biz ise en baştan dijital doğan bir şirket olmayı tercih ettik.

Bugün geldiğimiz noktada ise kendimizi “Sigortadan Fazlası” olarak tanımlıyoruz. Çünkü artık sadece sigorta yapan bir şirket değiliz; sigorta, finansman, ödeme sistemleri, mobilite ve gayrimenkulü aynı ekosistem içinde buluşturan bir yapıya dönüştük. Bu yolculuk boyunca birçok önemli kırılma noktası yaşadık. Pandemi dönemi bunlardan biriydi. O süreçte birçok kişi dijitalleşmenin acentelerin sonunu getireceğini düşünürken biz tam tersini söyledik. “Agent değil, acente” dedik. Teknolojiyi acentenin alternatifi olarak değil, onu güçlendiren bir unsur olarak gördük. Bugün 8 bini aşan acente ağımız bunun en güçlü göstergelerinden biri.

Corpus Sigorta’nın ailemize katılması da önemli dönüm noktalarından biriydi. Böylece yalnızca büyüyen değil, uzmanlaşan ve farklı risk alanlarında derinleşen bir yapı oluşturduk.

Ancak bence en önemli kırılma noktalarımızdan biri finansal sigortalar, kefalet senetleri ve bina tamamlama sigortası gibi alanlarda attığımız adımlar oldu. Çünkü burada mesele sadece poliçe üretmek değil; riski daha işin başında analiz etmek, mümkünse gerçekleşmeden yönetmek ve ekonomik sistemin dayanıklılığına katkı sağlamaktı.

Önleyici sigortacılık yaklaşımımızın temelleri de aslında burada atıldı. Quick Tower’ın satın alınması da bizim açımızdan yalnızca bir bina yatırımı değil, kalıcı ve sürdürülebilir bir kurumsal yapının sembollerinden biri oldu.

Bugün geriye baktığımda milyonlarca poliçe, milyarlarca liralık üretim ve onlarca yerli ve uluslararası ödülün ötesinde; sigortaya farklı bakmayı başarmış bir hikâye görüyorum.

Kuruluşundan bu yana Quick Sigorta’yı sektörde farklı konumlandıran temel yaklaşım sizce ne oldu? Bugün şirket hangi alanlarda kendisini daha güçlü görüyor?

Bizi farklılaştıran temel unsurun sigortacılığı hiçbir zaman yalnızca poliçe üretimi olarak görmememiz olduğunu düşünüyorum.

Sigorta aslında ekonominin görünmeyen altyapılarından biridir. Bir işletmenin, bir projenin, bir yatırımın veya bir ailenin geleceğini güvence altına alan sistemlerden biridir. Bu nedenle biz her zaman üründen çok çözümü, poliçeden çok güveni ve üretimden çok sürdürülebilirliği konuştuk. Bugün elbette trafik sigortasında güçlü bir oyuncuyuz. Türkiye’deki her 5 araçtan birinin sorumluluğunu üstleniyoruz. Ancak bizi farklılaştıran asıl alanlar; finansal sigortalar, kefalet senetleri, bina tamamlama sigortaları ve sorumluluk sigortaları gibi uzmanlık gerektiren branşlar oldu.

Özellikle bina tamamlama sigortası alanında yalnızca bir ürün sunmadık. Riskin daha proje aşamasında analiz edildiği, teknik, mali ve hukuki denetim süreçlerini içeren yeni bir güven modeli oluşturduk. Bugün geldiğimiz noktada Quick Sigorta aktif büyüklükte Türkiye’nin 5’inci, özsermaye büyüklüğünde ise yine 5’inci büyük sigorta şirketi konumunda bulunuyor. Mart 2026 itibarıyla aktif büyüklüğümüz 86,5 milyar TL’yi, özsermayemiz ise 23,2 milyar TL’yi aşmış durumda.

Corpus Sigorta ile birlikte değerlendirildiğinde ise Maher Holding Hayatdışı Sigorta Grubu olarak 106,6 milyar TL aktif büyüklüğe ulaşmış bulunuyoruz. Daha da önemlisi, Maher Holding Hayatdışı Sigorta Grubu’nun özsermayesi 29,4 milyar TL seviyesine yükselerek Türkiye’nin en büyük 4 sigorta grubundan biri haline geldi. Bu rakamların bizim açımızdan anlamı yalnızca büyüklük değil; güven, dayanıklılık ve sürdürülebilirliktir. Çünkü sigortacılıkta asıl mesele sadece büyümek değil, büyürken güçlü kalabilmektir. 

Sigorta sektörü son yıllarda hem ekonomik dalgalanmalar hem de değişen müşteri beklentileri nedeniyle oldukça dinamik bir süreçten geçiyor. Quick Sigorta bu döneme nasıl adapte oldu? 

Son yıllar sadece sigortacılık açısından değil, dünya ekonomisi açısından da oldukça sıra dışı dönemler oldu.

Pandemi, yüksek enflasyon, artan hasar maliyetleri, iklim kaynaklı afetler ve değişen müşteri beklentileri sektörün iş yapış biçimini önemli ölçüde değiştirdi. Biz bu süreci sadece yönetilmesi gereken bir kriz dönemi olarak değil, dönüşüm fırsatı olarak değerlendirdik. Türkiye’de sigorta üretiminin temel taşı hâlâ acente sistemidir. 

Biz de dijitalleşmeyi acentenin alternatifi olarak değil, onu güçlendiren bir unsur olarak gördük. 

Pandemi döneminde de bunu açıkça ifade ettik. “Agent değil, acente” dedik. Teknolojiyi insanın yerine koyan değil, insanı güçlendiren bir anlayışla hareket ettik. QPORT altyapımızla acentelerimizi dijital olarak desteklerken, sahadaki insan temasını korumaya devam ettik. Diğer taraftan müşterilerimizin bütçe hassasiyetlerini dikkate alan yeni ürünler geliştirdik. 

KASKONOMIQ, tamamlayıcı deprem sigortaları, finansman destekli çözümler ve yeni nesil koruma modelleri bu dönemin ürünleri oldu. Çünkü bugün sigortacılığın en önemli görevlerinden biri koruma açığını azaltmak ve daha fazla insanı güvenceyle buluşturabilmektir. 

Aynı zamanda Quick Finansal yaklaşımıyla sigorta, finansman, ödeme sistemleri ve mobilite çözümlerini tek bir ekosistem içinde buluşturarak müşterilerimizin hayatına daha fazla dokunmaya başladık. 

Dijitalleşme ve teknoloji yatırımları artık sektörün ana gündem maddeleri arasında. Quick Sigorta’nın bu alandaki öncelikleri ve yeni dönem vizyonu neler? 

Biz dijitalleşmeyi hiçbir zaman bir teknoloji projesi olarak görmedik. Dijitalleşme bizim için iş yapış biçimimizin temel unsurlarından biri. Zaten kuruluş dönemindeki “Sigortacılığın Dijital Hali” yaklaşımımızın altında da bu anlayış yatıyordu. Bugün yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyon artık sigortacılığın ayrılmaz parçaları haline geldi. 

Ancak ben geleceğin yalnızca dijital değil, aynı zamanda fijital olacağına inanıyorum. Yani dijital hız ile insan temasını birlikte sunabilen modeller öne çıkacak. 

Bu nedenle Quick Finansal ekosistemini sadece dijital bir platform olarak değil, sahayla bütünleşen bir yapı olarak geliştiriyoruz. QPORT üzerinden bugün binlerce acentemiz sadece sigorta işlemlerini değil; finansman, ödeme sistemleri ve farklı ürün gruplarını da yönetebiliyor. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli risk yönetimi, hasar tahminleme sistemleri, fraud analitiği ve kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi başlıkları daha da önem kazanacak. 

Amacımız sigortayı daha hızlı, daha erişilebilir ve daha anlaşılır hale getirmek. 

Müşteri deneyimi ve hız beklentisi özellikle hasar süreçlerinde daha belirleyici hale geldi. Şirket olarak bu alandaki yaklaşımınız nedir? 

Sigortacılıkta gerçek sınav satış anında değil, hasar anında verilir. Müşterinin sizi gerçekten değerlendirdiği an tam olarak orasıdır. Bu nedenle hasar süreçlerini sadece operasyonel bir süreç olarak değil, güven ilişkisinin en önemli halkası olarak görüyoruz. 

Teknoloji yatırımlarımız sayesinde süreçleri hızlandırıyoruz. Ancak burada yalnızca hız yeterli değil. 

Şeffaflık, ulaşılabilirlik ve doğru iletişim de aynı derecede önemli. Bizim yaklaşımımız, sigortalının hasar anında yalnız olmadığını hissetmesidir. 

Quick Sigorta’nın kurumsal gücünü ve çözüm kapasitesini o an yanında görebilmesidir. Hasar yönetimindeki hedefimiz sadece dosya kapatmak değil, güven duygusunu güçlendirmektir. Bu nedenle hem teknolojik yatırımlarımızı hem de insan kaynağımızı bu anlayış doğrultusunda geliştirmeye devam ediyoruz. 

Rakamlarla 9 yıllık yolculuğu özetlemek gerekirse, Quick Sigorta bugün ne noktada? 

Dokuz yıl sigortacılık sektörü açısından çok uzun bir süre değil. Ancak bu süre içerisinde önemli bir ölçeğe ve güçlü bir finansal yapıya ulaştığımızı söyleyebilirim. 

Mart 2026 itibarıyla Quick Sigorta 86,5 milyar TL aktif büyüklüğe ulaşmış durumda ve bu rakamla sektörün 5’inci büyük şirketi konumunda bulunuyor. Özsermaye büyüklüğümüz ise 23,2 milyar TL seviyesine ulaştı. Bu alanda da Türkiye’nin en büyük 5 sigorta şirketinden biri durumundayız. Corpus Sigorta ile birlikte değerlendirildiğinde Maher Holding Hayatdışı Sigorta Grubu’nun aktif büyüklüğü 106,6 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Daha da önemlisi, Maher Holding Hayatdışı Sigorta Grubu’nun özsermayesi 29,4 milyar TL seviyesine yükselerek Türkiye’nin en büyük 4 sigorta grubundan biri haline geldi. 

Bu rakamlar bizim açımızdan yalnızca büyüklüğü ifade etmiyor. 

Sigortacılıkta güçlü sermaye yapısı; daha fazla güven, daha yüksek risk taşıma kapasitesi, daha güçlü reasürans ilişkileri ve ekonomik dalgalanmalara karşı daha yüksek dayanıklılık anlamına geliyor. 

Ancak benim için en önemli gösterge; 8 bini aşan acente ağımız, milyonlarca sigortalımız ve sektöre kazandırdığımız yeni iş modelleridir. Bugün Quick Sigorta’nın ulaştığı noktayı yalnızca rakamlarla değil, sektörün dönüşümüne yaptığı katkıyla değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. 

Quick Sigorta için bundan sonraki dönemin ana hedefleri neler olacak? Şirketin gelecek vizyonunda hangi dönüşüm başlıkları öne çıkıyor?

Önümüzdeki dönemin en önemli başlığının önleyici sigortacılık olacağını düşünüyorum. Sigortanın yalnızca hasar sonrası ödeme yapan bir mekanizma olmaktan çıkıp, riski önceden gören, yöneten ve azaltan bir yapıya dönüşmesi gerekiyor.

Bu nedenle bina tamamlama sigortaları, kefalet senetleri, tamamlayıcı deprem sigortaları ve yeni nesil risk yönetimi çözümleri önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacak.

Diğer taraftan Quick Finansall ekosistemini büyütmeye devam edeceğiz. Bugün sigorta, finansman, ödeme sistemleri, mobilite ve gayrimenkul çözümlerini aynı yapı içerisinde buluşturan bir ekosistemden söz ediyoruz. Bu yapı yalnızca dijital değil, aynı zamanda fijital bir model. Yani teknolojiyi sahayla, veriyi insanla, dijitali acenteyle buluşturan bir model. Gelecekte rekabetin şirketler arasında değil, ekosistemler arasında yaşanacağına inanıyorum.

Önümüzdeki dönemde halka arz sürecimizi de tamamlayarak kurumsal yapımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. 

Bu vesileyle bugünlere gelmemizde büyük emeği bulunan başta Yönetim Kurulu Başkanımız Mahmut Erdemoğlu ve CEO’muz Levent Uluçeçen olmak üzere kurucu kadromuza, tüm çalışma arkadaşlarımıza, acentelerimize, brokerlerimize ve diğer dağıtım kanallarımıza, iş ortaklarımıza, sigorta eksperlerine, regülatörümüze, sivil toplum kuruluşlarımıza, medyaya ve bize güvenen milyonlarca sigortalımıza teşekkür etmek isterim. 

Quick Sigorta’nın 9 yıllık hikâyesi aslında hep birlikte yazılmış bir başarı hikâyesidir. 

Ve inanıyorum ki önümüzdeki dönemde bu hikâyenin en güçlü bölümlerini birlikte yazmaya devam edeceğiz.

 

Röportaj: Kübra Kanun