''Müşterinin hayatına değer katan, risklerini doğru okuyan ve güven ilişkisi kuran acenteler zaten doğal olarak fiyat yarışının dışında kalıyor.''
''Müşterinin hayatına değer katan, risklerini doğru okuyan ve güven ilişkisi kuran acenteler zaten doğal olarak fiyat yarışının dışında kalıyor.''

''Müşterinin hayatına değer katan, risklerini doğru okuyan ve güven ilişkisi kuran acenteler zaten doğal olarak fiyat yarışının dışında kalıyor.''

Ünlem Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Uçar

Bir sektörde hizmetler ve sistemler birbirine benzemeye başladığında, yapılan iş artık danışmanlıktan çıkıp sekreterya işine dönüşür. Farklılık ortadan kalkınca rekabet doğal olarak fiyata kayar. Fiyat rekabetinin yoğun olduğu ortamlarda ise kaçınılmaz olarak hizmet kalitesi düşer, müşteriyle kurulan ilişki yüzeyselleşir ve bu da hem sektörün kârlılığını hem itibarını aşağı çeker.

Biz Ünlem Sigorta’da en başından beri fiyat rekabetinin dışında kalmayı bilinçli bir tercih olarak gördük. Çünkü sigorta aslında bir maliyet değil, bir risk yönetimi ve gelecek planlama aracıdır. Eğer müşteri sadece fiyat konuşuyorsa, genelde ihtiyacını tam anlamamış demektir. Biz burada devreye giriyoruz. Bireysel emeklilikte sadece “daha az ödeyeyim” diyen bir müşteriye aslında geleceğinden tasarruf ettiğini anlatıyoruz. Sağlık sigortasında ucuz poliçenin çoğu zaman teminat daralması anlamına geldiğini açıkça paylaşıyoruz. Yani biz fiyatı değil, değeri konuşmayı tercih ediyoruz.

Bu yaklaşımı sadece müşteriye değil, kendi acente arkadaşlarımıza da sürekli anlatıyorum. Kısa vadeli satış için ucuz fiyat politikasına girmek kolaydır ama uzun vadede hem müşteri memnuniyetini hem sektör algısını zedeler. Bizim hedefimiz hızlı satış değil, doğru satış.

Sigorta sektörünün penetrasyonu hâlâ gelişmiş ülkelerin oldukça altında. Bu da aslında bizim için büyük bir fırsat demek. Sigorta keşfedildikçe ihtiyaç çeşitleniyor, ürün gamı genişliyor ve danışmanlık rolü daha da kritik hale geliyor. Bu yüzden biz sürekli yeni müşterilerle temas kurmaya, ihtiyaç analizi yapmaya ve gerçek çözümler sunmaya odaklanıyoruz. Çok insanla görüşmek, çok deneyim yaşamak ve sahayı sürekli dinlemek bizim en büyük öğretmenimiz.

Özetle fiyat rekabetinin dışına çıkmanın yolu daha ucuz olmak değil, daha anlamlı olmak. Müşterinin hayatına değer katan, risklerini doğru okuyan ve güven ilişkisi kuran acenteler zaten doğal olarak fiyat yarışının dışında kalıyor. Biz Ünlem Sigorta olarak bunu bir strateji değil, bir iş yapma kültürü olarak benimsiyoruz.

Sigortayı otomatikleşmiş bir satış ürünü gibi görmüyoruz

Bugün sektörde özellikle profesyonel çalışan sigorta acentelerinin büyük çoğunluğu hasar anı desteği ve satış sonrası hizmetler konusunda oldukça güçlü. Bu noktada herkesin belirli bir standardı yakaladığını düşünüyorum. Bizim de hasar süreçlerini yakından takip eden ekiplerimiz var ve müşterilerimizin bu süreçte yalnız kalmaması için ciddi bir operasyon yürütüyoruz. Ancak burada tek başına bir farklılık yarattığımızı iddia etmek çok doğru olmaz.

Bizim asıl ayrıştığımız nokta sigortayı otomatikleşmiş bir satış ürünü gibi görmememiz. Sigorta konuşularak, anlaşarak ve ihtiyaç doğru tespit edilerek satılması gereken bir hizmettir. Bu nedenle satış öncesinde mümkün olduğunca detaylı ihtiyaç analizleri yapıyoruz. Müşterinin sadece mevcut ihtiyacını değil, gelecekte oluşabilecek risklerini de anlamaya çalışıyoruz. Doğru çözüm ancak doğru analizden çıkıyor.

Bugün ekip olarak her gün yaklaşık iki bine yakın insanla temas halindeyiz. Bu temas sadece teklif sunmak için değil; dinlemek, anlamak ve ihtiyaçları doğru okumak için yapılıyor. Bu yoğun temas aslında bizim en büyük öğrenme alanımız. Sahadan aldığımız geri bildirimlerle hizmet modelimizi sürekli geliştiriyoruz.

Biz sigortanın bir market ürünü gibi hızlı alınıp geçilen bir şey olmasını istemiyoruz. Daha çok bir danışmanlık hizmeti gibi konumlanmasını önemsiyoruz. Müşteri sigorta yaptırırken sadece bir poliçe aldığını değil, hayatındaki riskleri yönetecek bir destek sistemi kurduğunu hissetmeli. Bizim bütün satış öncesi, hasar anı ve satış sonrası yaklaşımımız bu anlayış üzerine kurulu.

Müşteri kendini güvende hissederse sürdürülebilirlik gelir

Karlılığı korurken müşteri memnuniyetini sürdürülebilir kılmanın en önemli yolu bana göre müşterinin kendini güvende hissetmesini sağlamak. Bunun için biz temas noktalarını sürekli genişletmeye çalışıyoruz. Teknoloji burada bizim en büyük destekçimiz. Bugün teknolojinin sunduğu birçok uygulamayı Ünlem Sigorta içerisinde aktif şekilde kullanıyoruz. Özellikle yapay zekâ destekli sistemlerle hem müşteri ihtiyaçlarını daha doğru okuyabiliyoruz hem de süreçleri daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirebiliyoruz. Bu da müşteri memnuniyetini sürdürülebilir kılmanın temelini oluşturuyor.

Aslında geçmişte de bu yaklaşım vardı ama bugün teknolojinin katkısıyla daha rafine, daha kişiye özel çözümler üretmeye başladık. Bunun yanında sadece mevcut sistemi iyileştirmekle yetinmiyoruz; yeni ihtiyaçları keşfetmeye ve sektörde henüz oluşmamış beklentileri öngörmeye de çalışıyoruz. Çünkü kalıcı fark çoğu zaman mevcut işi iyi yapmaktan değil, yeni ihtiyacı erken fark etmekten doğuyor.

Diğer kritik alan ise ekip tarafı. Müşteriyle birebir temas eden çalışanlarımızın motivasyonu, bilgisi ve mesleki gelişimi doğrudan müşteri memnuniyetine yansıyor. Bu yüzden çalışanlarımızın sosyal hakları, yan hakları, eğitim süreçleri ve mesleki gelişimleri konusunda ciddi yatırımlar yapıyoruz. Sigortacılığı gerçekten meslek olarak benimseyen profesyoneller yetiştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü çalışanını mutlu eden ve geliştiren bir kurumun müşterisini de doğal olarak mutlu ettiğine inanıyorum.

Rekabette kalıcı fark yaratan en kritik unsur sorulursa tek bir şey söylerim: güven ilişkisi. Teknoloji, ürün çeşitliliği veya fiyat avantajı zamanla değişebilir ama müşterinin zihninde oluşan güven duygusu uzun vadeli kârlılığın da, sürdürülebilir büyümenin de temelidir. Biz bütün stratejimizi bu güven zeminini güçlendirmek üzerine kuruyoruz.