''Sektörün finansal büyüklüğü düzenli olarak artıyor; hayat ve emeklilik şirketlerinin aktiflerinin toplamı 2.2 trilyon TL’ye ulaştı.''
2025 yılı bireysel emeklilik ve hayat sigortaları açısından güçlü performans gösterdiğimiz bir yıl oldu.
Hayat prim üretimimizde yüzde 95’lik bir artış sağladık, BES portföyümüzde yaşayan sözleşme adedimiz %41 arttı, emeklilik fonlarımızın büyüklüğü ise 16,3 milyar TL’ye ulaştı. Hayat, BES ve OKS portföyümüzün toplamına baktığımızda 1 milyona yaklaşan sayıda sigortalı ve katılımcıya hizmet verir duruma geldik. Bu yıl stratejik planlamamıza uygun olarak uzun süredir üzerinde çalıştığımız yeni uygulamaları devreye almaya başladık. Hayat ve hayat dışı farklı branşlardaki ürünlerimizi sinerji içeren şekilde ve operasyonel süreçlerimizi de mümkün olduğunca sadeleştirerek tek elden müşterilerimize sunuyoruz. Örneğin sağlık ürünlerimizin yanında emeklilik planlarımızı, kasko ürünlerimizin yanında hayat ürünlerimizi, yaygın acente ağımıza sağladığımız dijital çözümler ve gelişmiş AXATEK yazılım platformumuz vasıtasıyla kolaylıkla müşterilerimize ulaştırabiliyoruz.
AXA Türkiye olarak müşterilerimizin geleceğe güvenle bakabilmeleri birinci önceliğimiz. Bahsettiğimiz uygulamalar Empati Güvencesi yaklaşımımız çerçevesinde gerçekleşiyor. Müşterilerimizin korunma ve tasarruf açıklarını tespit ederek birlikte azaltılabilmesi için teşvikler sunuyoruz, sinerji içeren ürünlerimizde finansal avantajlar sağlıyoruz. Bunlar artarak devam edecek. Portföyümüzün büyümeye devam etmesi ve daha çok müşteriye hizmet verebilmek için sigortalı başına poliçe ve sözleşme adetlerimizi olabildiğince artırmayı hedefliyoruz.
2025 yılına sigorta sektörü açısından baktığımızda bir önceki yıl gibi çok olumlu bir tablo görüyoruz. Yüzde 80’lere yaklaşan prim büyümesi neticesinde yüzde 35’lik bir reel bir büyüme oluştu. Sektörün finansal büyüklüğü düzenli olarak artıyor; hayat ve emeklilik şirketlerinin aktiflerinin toplamı 2.2 trilyon TL’ye ulaştı. Bu olumlu tablonun yanında 2025 yılının makro ekonomik göstergeler ile paralel olarak bir bakıma durağan bir dönem olduğunu da söyleyebiliriz. Sigorta penetrasyonunu artırmak adına ülke potansiyelimizi azami ölçüde henüz kullanamadık. Banka kredilerinde beklenen hacim artışı da gerçekleşemediğinden bireyler tarafında kredi bağlantılı hayat sigortalarındaki arzu edilen büyümeyi göremedik. Firmalar ise mali kaynaklarını diğer ekonomik önceliklerde kullanmayı tercih ettiklerinden grup hayat sigortalarında teminat artışları limitli oldu. Yatırım Fonlu Hayat sigortaları gibi sektöre olumlu katkısı olacak ürünlere ilişkin düzenlemeler ise sonraki dönemlere kaldı.
Emeklilik yatırım fonları bu yıl da iyi performans göstererek yüzde 47’lik ortalama bir getiri ile enflasyonun üzerinde kazanımlar sağladı. Bu kazanımlara yüzde 30’luk devlet katkısı gibi etkili teşvikler de eklenince yeni katılımcılar sisteme dahil olmaya devam etti, mevcut katılımcılar da tasarruflarını arttırdı. Toplam fon büyüklüğü 2,1 trilyon TL’yi aşarken sistemdeki toplam katılımcı sayısı 18 milyona ulaştı. Sistemin geleceği açısından baktığımızda yılın son döneminde gündeme gelmiş olan devlet katkısının azaltılacağına yönelik söylemler bazı katılımcılarda soru işaretleri yaratmış olsa da halen uygulamada bir değişiklik olmamasını pozitif bir durum olarak değerlendirebiliriz. Özetle Bireysel Emeklilik Sistemi güvenilir bir tasarruf sistemi olduğunu bu yıl da tasdik etmiş oldu. Önümüzdeki dönemde Orta Vadeli Planda yer alan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi, standart EYF’lerin yeniden tasarlanması ve OKS katılımcılarının BES fonlarına erişimi gibi başlıklara yönelik düzenlemeleri heyecanla takip edeceğiz.
Sektördeki Büyüme Devam Edecek
2026 yılı ve sonrasında ülkemizin ekonomik istikrarının artışına paralel olarak sektördeki büyümenin devam edeceğini öngörüyoruz. Bu büyümeden şirketlerin alacakları paylar da stratejik yaklaşımlarına göre farklılık gösterecektir. Yeni teknolojilere çok hızlı adapte olabilen, veri bazlı iş yöneten ve operasyonel süreçlerini basit ve verimli şekilde kurgulayabilen şirketlerin avantajlı konumda olacağını düşünüyoruz. Bu şirketler diğerlerinden daha çevik hareket edebilecekleri için kısa sürede yeni dağıtım kanalları ve iş ortaklıkları yaratmaları mümkün olacak. Böylelikle yeni kanalları kullanarak daha fazla bireysel ve kurumsal müşteriye ulaşabilecekler ve onlara ürünlerini sunabilecekler. Ayrıca yeni dönemde veri analitiği ile birlikte yapay zekanın daha da etkin kullanım mevcut müşteri portföyünde yaratılacak çapraz satış ve üst satış imkanlarını bir hayli artıracak. Elbette tüm bu portföy genişlemesini destekleyecek şekilde müşterilerin düzenli olarak dinlenmesi, ihtiyaçlara yönelik çözümlerin üretilmesi ve hizmet kalitesinde sürekli artış sağlanması gerekmekte. Bahsetmiş olduğumuz çeviklik yeteneği bir taraftan da yasal düzenlemelere daha kolay uyum sağlanmasını destekleyerek operasyonel verimliliği artıracaktır. 2026 yılında yatırım gelirlerinin azalması ihtimali söz konusu, dolayısıyla teknik karlılık mali gelirler ile daha az desteklenebilecek. Bu nedenle operasyonel verimlilik çok önemli bir gündem maddesi olacak. Basit bir örnek vermek gerekirse Kasım 2024-2025 dönemlerini kıyasladığımızda; sektörde prim üretiminde toplamda yüzde 80’lik bir artış gerçekleşirken çalışan başına düşen ortalama prim büyümesi yüzde 75 oldu. Yani yıl içerisinde verimliliği etkileyen yüzde 5’lik bir fark oluştu, bu farkın azaltılması önemli bir konu. Bu nedenle AXA Türkiye olarak biz hizmet kalitemizi ve operasyonel verimliliğimizi artırmaya yönelik olarak iletişim, underwriting ve poliçe operasyonlarımızda teknolojiye yatırım yapmaya devam ediyoruz. 2025 yılında BES sözleşmelerimizin yüzde 98’i, hayat poliçelerimizin ise yüzde 50’lik kısmı dijital araçlar kullanılarak üretildi. Bu bilgilerin kesintisiz ve müdahalesiz aktarımı da dağıtım kanallarımıza entegrasyon ile sağlandı. Bu kapsamdaki yatırımlarımız artarak devam edecek.
Farklı Jenerasyonların Farklı İhtiyaçları Gündemde Olacak
Önümüzdeki dönemde sigorta şirketleri açısından en öncelikli konulardan bir tanesi demografik değişime bağlı olarak farklı jenerasyonların farklı ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirmek olacak. Resmi istatistiklere göre 2030 yılına kadar ülke nüfusumuzun yaklaşık %13'lük bir kısmı yaşlı nüfus kategorisine geçiş yapacak diğer taraftan %15'lik genç nüfusu oluşturan kısım da ekonomik açıdan aktif duruma geçecek. Böylelikle iki farklı yaşam tarzına uyum sağlamış kategoriler için gerek finansal gerekse teknolojik açıdan kişiselleştirilmiş çözümler sunmamız gerekecek. Ayrıca yakın dönemde karşılıklı mutabakat ve yasal düzenlemeler çerçevesinde şahıslara özel verilerin de sigorta sistemlerine entegre edilmesinin mümkün olacağını düşünüyoruz. Böylelikle risklerin tanımlanması, fiyatlanması ve önlenmesi açısından sigortacılar açısından yepyeni bir dönem başlayacak, teknoloji ve veri analitiği daha da önemli hale gelecek.
















