''Burada sigortacılık yapmak, tek bir ürün grubuna odaklanmaktan çok daha fazlasını; farklı sektörlerin ihtiyaçlarını okuyabilen, riskleri doğru analiz eden ve buna uygun çözümler geliştirebilen güçlü bir uzmanlık gerektiriyor.''
Marmara Bölgesi, Türkiye’nin ekonomik aktivitesinin en yoğun olduğu coğrafyalardan biri olarak sigortacılık açısından da çok katmanlı bir yapı sunuyor.
Bölge; otomotivden makineye, hazır giyimden tekstile, tarımdan lojistiğe kadar çok sayıda sektörü barındırıyor. Halihazırda Türkiye’nin sanayi yükünü ağırlıklı olarak Marmara Bölgesi çekiyor. Marmara Bölgesi’nde 54’ü küçük sanayi sitesi olmak üzere 8 bin 906 endüstri tesisi var. 86 milyona yaklaşan Türkiye nüfusunun 4’te 1’i de bu bölgede yaşıyor. Bu yapı, Marmara’yı hem ticari hem bireysel sigortacılıkta diğer bölgelerden ayrıştırıyor. Çünkü burada sigortacılık yapmak, tek bir ürün grubuna odaklanmaktan çok daha fazlasını; farklı sektörlerin ihtiyaçlarını okuyabilen, riskleri doğru analiz eden ve buna uygun çözümler geliştirebilen güçlü bir uzmanlık gerektiriyor.
Marmara Bölgesi’nin sigortacılık potansiyelini güçlü kılan en önemli unsur, sanayi ve ticaretin yarattığı canlı ekonomik yapı ile bireysel sigorta talebinin birlikte büyümesi. Bölgedeki nitelikli kuruluşların yeni yatırımları, yeni kurulan işletmeler ve bunların istihdama katkısı hem ticari hem bireysel sigorta ihtiyaçlarını besleyen bir zemin oluşturuyor. Ayrıca Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi gibi yatırımlar da önümüzdeki dönemde yeni büyüme alanları yaratma potansiyeli taşıyor. Anadolu Sigorta olarak Marmara Bölge Müdürlüğümüze bağlı broker ve acentelerimizle toplam 281 satış kanalı üzerinden faaliyet gösteriyoruz. Bölge Müdürlüğümüz 2025 yılını yüzde 33,2 artışla yaklaşık 4,4 milyar TL üretim seviyesinde kapattı. Buna ek olarak bölgede üretime katkı sunan 82 İş Bankası şubemiz de bulunuyor.
Marmara Bölgesi’nde sigorta bilinci ve potansiyeli açısından öne çıkan iller; sanayi yoğunluğu, nüfus büyüklüğü ve ekonomik hareketliliğiyle Bursa, Balıkesir, Eskişehir ve Çanakkale. Son dönemde yaşanan depremler sonrasında, özellikle fay hatlarına yakın illerde deprem teminatına ilginin arttığını da görüyoruz. Bölge genelinde en çok tercih edilen ürünler de kasko, yangın, sağlık ve nakliyat.
Marmara Bölgesi, sektör çeşitliliğinden aldığı güçle Türkiye’de sigortacılık açısından en gelişmiş alanlardan biri. Bölgenin en önemli avantajı, üretim sektörlerinin neredeyse tamamını içinde barındırması ve buna paralel biçimde uzmanlaşmış acente yapısına sahip olması. Bu da daha nitelikli, daha ihtiyaca özel ve daha katmanlı sigortacılık çözümlerinin gelişmesini mümkün kılıyor. Öte yandan geliştirilmesi gereken alanların başında, bu uzmanlığı yeni nesil riskler ve yeni nesil müşteri beklentileriyle buluşturmak geliyor. Bizim açımızdan öncelik; uzmanlaşmış acente sayısını artırmak, teknolojik dönüşüme daha hızlı uyum sağlayabilen satış kanallarını güçlendirmek ve sigorta bilincini yalnızca hasar sonrası değil, risk gerçekleşmeden önce de yaygınlaştırmak. Çünkü Marmara gibi yüksek ekonomik yoğunluğa sahip bir bölgede sigortacılığın gelişimi, ürün satmaktan öte risk yönetimi kültürünü derinleştirmekle mümkün.
Bölgedeki acentelerimiz, deprem konusunda artan farkındalıkla birlikte bireylerin ve işletmelerin risklerini teminat altına alma noktasında kritik bir rol üstleniyor. Burada en önemli sorumluluklardan biri, yalnızca poliçe düzenlemek değil; eksik sigorta riskine karşı sigorta bedellerinin güncel tutulmasını sağlamak ve sigortalıları depremle sınırlı olmayan, daha bütüncül afet güvenceleri konusunda bilgilendirmek.
Öte yandan sektör tarafında da hazırlık gündemin en üst sıralarında yer alıyor. TSB’nin 23 Nisan 2025 tarihli açıklamasında, sigorta sektörünün 39 olası büyük Marmara depremine hazırlığı özellikle vurgulanmıştı. Buradaki verilere göre; Marmara Bölgesi’ndeki 6 milyon 840 bin konutun yüzde 63,43’ünü oluşturan 4 milyon 338 bininde DASK poliçesi var. Toplam içinde yüzde 26’lık bir kısmın ise yaklaşık 1 milyon 821 bin konutun ihtiyari deprem teminatı bulunuyor. Bölgedeki ticari ve sınai işletmelerimizin yaklaşık yüzde 40’ı olan 392 bin 136’sının da ihtiyari deprem teminatı bulunuyor. Bu veriler, isteğe bağlı yapılan ihtiyari deprem teminatında gidilecek önemli bir yol olduğunu ortaya koyuyor.
Anadolu Sigorta olarak biz bu başlığı ayrıca operasyonel dayanıklılık açısından da ele alıyoruz. Zorunlu Afet Sigortası’na geçiş sürecinde depremle birlikte sel, heyelan, fırtına, dolu, çığ ve orman yangını gibi risklerin de çerçeveye dahil edilmesini önemli buluyoruz. Bunun yanında şirket olarak kapsamlı bir depreme hazırlık programı yürütüyor; çalışma arkadaşlarımızın can güvenliğini, coğrafi dağılımı, operasyonel yedekliliği ve süreç dayanıklılığını güçlendirmeye odaklanıyoruz. Afet Yönetimi Müdürlüğümüzle özellikle beklenen Marmara depremine hazırlık çalışmalarımızı geniş bir yelpazede sürdürüyoruz.
Dolayısıyla Marmara’nın acentelik gücü önemli bir avantaj; şimdi yapılması gereken bu gücü, doğru ürün anlatımı, güncel teminat yapısı ve operasyonel hazırlıkla daha da pekiştirmek.















