ÖZEL RÖPORTAJ: Aksigorta’yı Türkiye’de Elementer Sigortacılığın İlk Üç Oyuncusu Arasına Taşıma Hedefindeyiz
ÖZEL RÖPORTAJ: Aksigorta’yı Türkiye’de Elementer Sigortacılığın İlk Üç Oyuncusu Arasına Taşıma Hedefindeyiz

ÖZEL RÖPORTAJ: Aksigorta’yı Türkiye’de Elementer Sigortacılığın İlk Üç Oyuncusu Arasına Taşıma Hedefindeyiz

Aksigorta Genel Müdürü Fırat Kuruca

2025, sigorta sektörü açısından belirsizliklerle dolu ama aynı zamanda dönüşümün hızlandığı bir yıl oldu. Aksigorta özelinde geriye dönüp baktığınızda, bu yılın şirketin stratejik kaslarını en çok hangi alanlarda güçlendirdiğini söyleyebilirsiniz?

2025 yılı, Sabancı Topluluğu’nun Bankacılık ve Finansal Hizmetler Grubu şirketleri açısından önemli bir dönüşüm yılıydı. Finansal hizmetlerde daha entegre, verimli ve stratejik bir yapı oluşturmak amacıyla Sabancı Holding bünyesinde Bankacılık ve Finansal Hizmetler Grup Başkanlığı kuruldu. Bu yapılanmanın merkezinde Sabancı Topluluğu’nun 2029 vizyonu yer alıyordu ve bu vizyon doğrultusunda yeni stratejimizi hayata geçirdik. Aksigorta’yı Türkiye’de elementer sigortacılığın ilk üç oyuncusu arasına taşıma hedefiyle hazırladığımız büyüme stratejimiz; net, ölçülebilir ve iddialı hedefler içeren kapsamlı bir yol haritası sunuyor. Bu çerçevede hedefimiz; güçlü prim üretimi, sürdürülebilir kârlılık ve sermaye yeterliliğinde artış. 2025 yılı, bu hedeflere doğru yol aldığımız bir yıl oldu. Acente, bankasürans ve kurumsal segmentleri kapsayan çok kanallı büyüme modelimizi değer odaklı bir yapıya kavuşturduk. Acente kanalında ilişki yönetimi, saha yetkinlikleri ve performans odaklı kazanım modelleriyle uzun vadeli iş ortaklığını güçlendirdik. Kurumsal segmentte sürdürülebilir ve güvene dayalı iş birliklerini önceliklendirdik. Bankasürans tarafında ise ürün çeşitliliği, dijital altyapı ve otomasyon sayesinde ölçeklenebilir bir büyüme ivmesi yakaladık; Akbank ile kurduğumuz stratejik uyum bu kanalın potansiyelini belirgin biçimde artırdı. Aynı zamanda dijitalleşme, veri analitiği ve yapay zekâ yatırımlarıyla karar alma hızımızı ve organizasyonel çevikliğimizi belirgin biçimde güçlendirdik. Aynı grup çatısı altında birlikte çalıştığımız AgeSA ve Medisa ile sinerjimizi bir üst seviyeye taşıyacak iş birlikleri üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.

Yeni stratejinizi Aksigorta’nın büyüme modeli olarak konumlandırıyorsunuz. Bu yaklaşım yalnızca hacimsel büyümeyi mi hedefliyor, yoksa şirketin iş yapma biçiminde daha köklü bir zihniyet değişimini mi temsil ediyor?

Yeni büyüme stratejimiz, Aksigorta için yalnızca büyüklük hedeflerini tanımlayan bir çerçeve değil; şirketin değer üretme biçimini yeniden tarif eden bütüncül bir yaklaşım. Bugün müşteri beklentilerinin, teknolojik olanakların ve risk tanımlarının hızla yeniden şekillendiği bir dünyadayız. Biz de bu gerçeklikten hareketle, iş yapış biçimimizi, değer önerimizi ve tüm süreçlerimizi baştan sona bu dönüşümün gereklerine göre yeniden kurguluyoruz. Bu yaklaşımın merkezinde müşteri yer alıyor. Sürdürülebilir büyümenin ancak müşterinin ihtiyacını doğru anlayan, müşteriyi doğru zamanda ve doğru deneyimle karşılayan bir yapı ile mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle teknik mükemmeliyeti; fiyatlamadan underwriting’e, hasar yönetiminden operasyonel süreçlere kadar tüm alanlarda müşteri değerini artıran bir kaldıraç olarak ele alıyoruz. Dijitalleşmeyi sadece verimlilik sağlayan bir araç değil, müşteriye temas ettiğimiz her noktada hız, şeffaflık ve tutarlılık sunan bir deneyim unsuru olarak konumlandırıyoruz. Acentelerimizi yalnızca bir dağıtım kanalı olarak değil, müşteri deneyimini geliştiren ve birlikte büyüdüğümüz stratejik iş ortaklarımız olarak konumlandırıyoruz. Bankasürans tarafında sigortayı bankacılık yolculuğunun doğal bir parçası haline getiren entegre çözümler geliştirirken; kurumsal segmentte uzun vadeli ve güvene dayalı ilişkileri önceliklendiriyoruz. Özetle yeni yol haritamız, Aksigorta için daha fazla üretmekten çok; müşteriyi merkeze alan, disiplinli, akılcı ve sürdürülebilir bir büyüme modelini hayata geçirmek anlamına geliyor. Bu yaklaşım, sadece rakamsal hedeflere ulaşmayı değil; Aksigorta’nın gelecekte nasıl bir sigorta şirketi olacağını tanımlayan kalıcı bir dönüşümü temsil ediyor.

Dağıtım kanalları tarafında özellikle acente ve banka kanallarında ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Aksigorta bu iki kanalda rekabet avantajını korumak için hangi yapısal adımları attı, hangi alışkanlıkları geride bıraktı?

Bugün rekabet avantajı, daha fazla üretmekten çok; doğru kanalı, doğru müşteriyle ve doğru değer önerisiyle buluşturabilmekten geçiyor. Bu nedenle dağıtım kanallarında nicelik odaklı alışkanlıkları geride bırakıp, değer ve sürdürülebilirlik eksenli bir dönüşüm başlattık. Acente kanalında en temel yapısal adımımız, bu yapıyı klasik bir satış kanalı olmaktan çıkararak gerçek bir iş ortaklığı modeline dönüştürmek oldu. Yaygınlık ve hacim odaklı büyüme anlayışını geride bırakarak; segmentasyon, portföy kalitesi ve kârlılığı merkeze alan bir yaklaşım benimsedik. Her acentenin potansiyelinin ve portföy dinamiğinin farklı olduğu gerçeğinden hareketle, ihtiyaca ve performansa dayalı bir segmentasyon modeli oluşturduk. Farklı segmentlerdeki her acentenin potansiyeline göre farklılaştırılmış destek, teşvik ve gelir modelleri kurguladık. Veriye dayalı satış, analitik içgörüler ve dijital araçlarla sahadaki karar kalitesini artırdık. Dijital asistanımız ADA’yı teklif süreçlerinden indirim–yetki taleplerine, ürün bilgi akışından süreç takibine kadar günlük iş akışını sadeleştiren akıllı bir yardımcı olarak konumlandırdık. Böylece operasyonel yükü azaltarak acentelerimizin müşteriye odaklanabileceği zamanı artırdık. Bankasürans tarafında ise dönüşümün odağında entegrasyon vardı. Sınırlı ürün setleri ve manuel süreçlere dayalı eski yapıyı geride bırakarak; sadeleştirilmiş ürün portföyü, doğru fiyatlama ve uçtan uca dijital entegrasyon üzerine kurulu yeni bir model oluşturduk. Akbank ile müşteri deneyimi, yenileme ve sadakat süreçlerine odaklandık; Aksigorta ve AgeSA saha ekiplerini daha entegre çalışacak şekilde konumlandırdık. Bankasüransı ek bir kanal değil, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir büyüme alanı olarak ele aldık.

Acente ekosisteminde dijitalleşme bir yandan fırsat yaratırken, diğer yandan rol tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Sizce önümüzdeki dönemde “güçlü acente” tanımı nasıl değişecek?

Önümüzdeki dönemde güçlü acente; müşterisini derinlemesine tanıyan, veriyi anlamlandırabilen ve dijital araçları günlük iş akışının doğal bir parçası hâline getiren bir yapıyı temsil edecek. Güçlü acenteler, müşteriyle ilişkiyi yalnızca satış anıyla sınırlamayan; tüm yaşam döngüsü boyunca temas eden, ihtiyaçları öngörebilen ve zamanında doğru çözümler sunabilen acenteler olacak. Dijitalleşmenin sağladığı hız ve otomasyon sayesinde operasyonel yük azalırken, acentenin danışmanlık, ilişki yönetimi ve güven inşasındaki rolü daha da güçlenecek. Önümüzdeki dönemde güçlü acente tanımını belirleyen bir diğer unsur da veriye dayalı karar alma becerisi olacak. Analitik içgörüleri okuyabilen, dijital sistemlerin sunduğu fırsatları satış ve portföy yönetimine entegre edebilen acenteler hem müşterileriyle daha derin ilişkiler kuracak hem de sürdürülebilir kârlılık sağlayacak. Yani hacimden ziyade portföy kalitesi, müşteri kalıcılığı ve ilişki derinliği öne çıkacak. Aksigorta olarak biz de güçlü acente anlayışını merkeze alan bu dönüşüm sürecinde; acentelerimizin işlerini kolaylaştıran, veriye dayalı içgörülerle karar alma süreçlerini destekleyen ve dijital çözümleri günlük operasyonlarının doğal bir parçası hâline getiren bir iş ortağı olmayı hedefliyoruz. Satışın ötesine geçen, müşteriyle uzun vadeli ve sürdürülebilir ilişkiler kurulmasını sağlayan bu yaklaşım doğrultusunda; acentelerimizin danışmanlık, ilişki yönetimi ve güven inşasındaki rolünü güçlendirecek altyapı ve yetkinlikleri birlikte geliştirmeye devam ediyoruz.

Ürün stratejisi tarafında, değişen müşteri ihtiyaçlarına uyum artık hız ve esneklik gerektiriyor. Aksigorta’nın ürün geliştirme yaklaşımında 2025 itibarıyla net biçimde ayrıştığını düşündüğünüz başlıklar neler?

Aksigorta olarak, ürünlerimizi müşterilerimizin farklı yaşam evrelerinde ortaya çıkan ihtiyaçları kapsayan müşteri yaşam döngüsünün ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz. Bu nedenle ürün geliştirme yaklaşımımızın merkezinde hiper-kişiselleştirme ve modüler ürün yapıları yer alıyor. Modüler ürün mimarileri sayesinde müşterilerimiz, teminatlarını kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirebildikleri, yaşam tarzlarına ve risk profillerine uyum sağlayan esnek çözümlere erişebiliyor. Böylece sigorta, sabit paketlerden oluşan bir yapı olmaktan çıkıp, müşterinin hayatına uyumlanan dinamik bir güvenceye dönüşüyor. Bu esnekliği güçlü veri ve analitik altyapımızla destekliyoruz. Gelişmiş analitik modellerle müşteri davranışlarını ve beklentilerini derinlemesine analiz ediyor; bu içgörüleri kişiselleştirilmiş ürün ve tekliflere dönüştürüyoruz. Fiyatlamadan teminat kurgusuna, kampanya tasarımından kanal bazlı ürün setlerine kadar tüm aşamalarda veriye dayalı karar alıyoruz. Ürünleri artık yalnızca birer poliçe olarak değil; hizmet ve ekosistem bakış açısıyla ele alıyoruz. Sigortayı, sadece risk gerçekleştiğinde devreye giren bir yapı olmaktan çıkararak asistans hizmetleri, dijital çözümler ve iş birlikleriyle zenginleştiriyor; müşterinin hayatını kolaylaştıran sürekli bir değer önerisine dönüştürüyoruz. Böylece sigorta, müşterinin hayatında daha görünür, daha anlamlı ve daha kalıcı bir yere sahip oluyor.

Müşteri deneyimi, teknoloji ve veri artık birbirinden ayrı başlıklar değil. Aksigorta bu üç alanı tek bir gelecek vizyonu altında nasıl bütünleştiriyor, hangi yatırım alanlarını stratejik öncelik olarak görüyor?

Bu üç alanı tek bir değer üretim zincirinin tamamlayıcı parçaları olarak ele alıyoruz. Gelecek vizyonumuzu da bu üç alanın birlikte çalıştığı, birbirini beslediği bütünleşmiş bir yapı üzerine kuruyoruz. Bu yaklaşımda çıkış noktamız veri. Müşteri davranışlarını, ihtiyaçlarını ve risk profilini daha iyi anlamak için gelişmiş analitik, yapay zekâ ve makine öğrenimi yetkinliklerine yatırım yapıyoruz. Üretilen içgörüleri, ürün tasarımından fiyatlamaya, satıştan hasar yönetimine kadar tüm karar süreçlerine entegre ediyoruz. Teknoloji tarafında odağımız, bu içgörülerin sahaya ve müşteriye hızlı yansımasını sağlamak. Dijital platformlar, otomasyon ve self-servis çözümlerle süreçleri sadeleştiriyor; temas noktalarında hız, şeffaflık ve tutarlılık sağlıyoruz. Dijital asistanımız ADA gibi dijital çözümlerle hem acente ve iş ortaklarımızın operasyonel yükünü azaltıyor hem de müşterinin deneyimini uçtan uca daha akıcı hâle getiriyoruz. Bu bütüncül yaklaşım bizi veriyle düşünen, teknolojiyle hızlanan ve müşteriyle birlikte değer üreten bir sigorta şirketine dönüştürüyor.

2026’ya bakarken, Aksigorta’nın büyüme hikâyesinde “olmazsa olmaz” olarak gördüğünüz kırılma noktası ne olacak? Sizi en çok heyecanlandıran fırsat kadar, en fazla temkinli olduğunuz risk hangisi?

Aslında bugün “olmazsa olmaz” diye tek bir kırılma noktasından söz etmek zor. Her şeyin bu kadar hızlı değiştiği bir dünyada, Aksigorta açısından en kritik yetkinlik değişime uyumlanabilme kapasitesi. Stratejiden ürüne, dağıtım kanallarından teknolojiye kadar her alanda esnek, öğrenen ve kendini sürekli güncelleyebilen bir yapı kurmayı önceliklendiriyoruz. Bu bakışla 2026 ve sonrasında odağımız, 2025’te attığımız sağlam temelleri ölçeklendirmek olacak. Teknik kârlılık disiplini; ileri analitik, yapay zekâ ve makine öğrenimi yatırımlarıyla daha da güçlenirken, büyümeyi değer yaratımı üzerinden yönetmeye devam edeceğiz. Dağıtım kanallarında hacimden ziyade kaliteyi önceleyen bir yaklaşım benimsiyoruz. Bankasürans tarafında müşteri edinimi, satış ve yenileme süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alırken, acente ekosisteminde dijital araçların ve performans yönetimi uygulamalarının daha yaygın biçimde kullanıldığı bir yapı hedefliyoruz. Beni en çok heyecanlandıran fırsat, Aksigorta’nın yeni stratejisiyle oyunun kurallarını yeniden yazma gücü. Büyümeyi yalnızca hacimle değil; portföy kalitesi, teknik kârlılık ve müşteri değeri üzerinden tanımlayan bu yaklaşım; bankasürans ve acente kanallarında sadeleşmiş süreçler, güçlü dijital altyapı ve net performans disipliniyle somut karşılık buluyor. Güçlü sermaye yapımız, grup sinerjilerimiz ve marka avantajımız sayesinde bu modeli hızla ölçekleyerek kalıcı bir rekabet avantajına dönüştürüyoruz. En fazla temkinli olduğumuz risk ise değişimi sadece araçlara indirgemek. Teknolojiye yatırım yapıp, zihniyet ve iş yapış biçimini aynı hızda dönüştürememek, gerçek potansiyeli sınırlayabilir. Bu yüzden dönüşümü; teknolojinin ötesine geçen, insanı merkeze alan, süreçleri sadeleştiren ve karar alma biçimlerini veriye dayalı hâle getiren bütüncül bir değişim olarak ele alıyoruz. Dolayısıyla Aksigorta’yı ileri taşıyacak tek bir “olmazsa olmaz” yok; uyumlanma yeteneğimiz bugün sahip olduğumuz en kritik rekabet avantajımız.

Röportaj: Kübra Kanun