''Algoritmik hatalar veya veri ihlalleri gibi durumlarda, riskin teknik boyutuyla hukuki ve etik sorumlulukların iç içe geçmesi, klasik modelleme yaklaşımlarını zorlayabiliyor.''
Dijitalleşme artık hayatımızın her alanında büyük bir yer tutuyor. Bu durum kurumların teknolojiye bağımlılığını da artırıyor.
Bu da operasyonel dayanıklılık ve veri güvenliğini bağımsız risk unsurları olarak daha görünür hale getiriyor. Sektör genel anlamda bu risklere karşı farkındalığını artırmış durumda. Yapay zeka ve ileri teknolojilerin hızla yaygınlaşması, sigorta sektörü açısından risk tanımını önemli ölçüde genişletiyor. Siber suçlar, veri ihlalleri ve sistemsel arızalar, doğrudan finansal sonuçlar doğuran, itibarı etkileyen ve hukuki boyutlar içeren çok katmanlı riskler haline geliyor. Özellikle algoritmik karar alma süreçlerinde ortaya çıkabilecek hatalar, önyargılar ve şeffaflık eksikliği ile underwriting, hasar yönetimi ve fiyatlama gibi kritik alanlarda yeni risk başlıkları yaratıyor. Yapay zekanın kısa sürede en üst risk kategorileri arasına girmesi, sektörün bu teknolojileri artık stratejik bir risk alanı olarak ele aldığını gösteriyor.
Yapay zeka kaynaklı risklerin sınırlarını net biçimde tanımlamak ve fiyatlamak, geleneksel sigorta risklerine kıyasla daha karmaşık bir süreç gerektiriyor. Bu riskler dinamik, hızla evrilen ve çoğu zaman geçmiş veriyle yeterince temsil edilemeyen yapılar içeriyor. Algoritmik hatalar veya veri ihlalleri gibi durumlarda, riskin teknik boyutuyla hukuki ve etik sorumlulukların iç içe geçmesi, klasik modelleme yaklaşımlarını zorlayabiliyor. Buna rağmen sektör, gelişmiş veri analitiği, senaryo bazlı stres testleri ve yeni risk modelleme teknikleriyle bu alanı daha ölçülebilir hale getirmeye çalışıyor. Regülasyon çerçevesinin henüz tam netleşmemiş olması, fiyatlama açısından belirsizlik yaratırken sorumlu yönetişim, şeffaflık ve etik ilkelerle desteklenen yaklaşımlar bu risklerin daha yönetilebilir hale gelmesini sağlıyor.
Teknoloji risklerinin bu denli hızlı değiştiği bir ortamda sigorta şirketlerinin yalnızca risk taşıyan bir aktör olarak konumlanması yeterli değil. Sektörün, risk yönlendirici, standart belirleyici ve dönüşümü şekillendiren bir rol üstlenmesi giderek daha kritik hale geliyor. Sektörümüz, risk yönetimi disiplini en güçlü sektörlerden biri olmasına rağmen, dönüşümün hızı artık geleneksel risk yönetimi yaklaşımlarını aşan bir düzeye ulaştı. Türkiye’de regülasyon uygunluğunun en büyük risklerden biri olarak görülmesi, sektörün dönüşüm hızının ve ölçeğinin bir yansıması. Sektörümüz, bu yeni risk dinamiklerine karşı dayanıklılığını artırmak adına hem teknolojik yatırımlarını hem de risk modelleme yetkinliklerini geliştirmeye devam ediyor. HDI Sigorta olarak biz, bu süreci proaktif bir yaklaşımla ele alıyoruz. Yapay zekayı underwriting, hasar yönetimi ve operasyonel süreçlerimize entegre ederken otomasyon, veri güvenliği ve etik yönetişim konularını iş modelimizin merkezine yerleştiriyoruz. Riskleri önceden öngörmekle kalmayıp, onlara karşı dayanıklılık geliştiriyoruz.


















