Image

''Finansal okuryazarlık son yıllarda giderek daha fazla gündemimize giriyor. 2026–2028 Orta Vadeli Plan kapsamında bu alanda okullarda eğitimlerin başlaması önemli bir adım.''

Bireysel Emeklilik Sistemindeki sözleşmelerin sistemde kalma sürelerine EGM verileri üzerinden baktığımızda %60’lık kısmın beş yıl ve altında kıdeme sahip olduğunu görüyoruz.


Bu sözleşmelerin toplam fon büyüklüğünden aldığı pay ise sadece %33. Dolayısıyla birikim havuzundaki fon giriş çıkış dengesinin aslında kıdem süresi yüksek olan sözleşmeler sayesinde korunduğunu söyleyebiliriz. Katılımcıların sistemde uzun süre kalması, ödedikleri düzenli katkı paylarının mevcut birikimlerine eklenerek bu tutarların emeklilik fonları değerlen-dikçe artması, sistemin sürdürülebilirliği açısından çok önemli.

Sözleşme sonlanmaları genellikle birinci ve ikinci yıllar arasında gerçekleşiyor. Şirketimizin portföyüne baktığımızda da katılımcı davranışının benzer şekilde gerçekleştiğini ve ilk 3 yıla yayılan bir sonlanma trendi oluştuğunu görmekteyiz. Bu katılımcıların yaş grubu ise yoğunlukla 28-37 aralığında. Ara verme kararlarının cayma adetlerine kıyasla çok daha fazla olduğunu, ilk sözleşme yılı içerisinde düzenli ödeme yapıldıktan sonra bu disiplinin de zamanla kaybedildiğini gözlemlemekteyiz. Katılımcılar bize yaptıkları sonlanma başvurularında çoğunlukla talep gerekçelerini acil finansal ihtiyaçların karşılanması veya alternatif yatırım araçlarına geçiş ile açıklıyorlar.

Dolayısıyla ülkemizin ekonomik koşulları iyileştikçe ve birikimleri olumsuz etkileyen enflasyonist baskı azaldıkça sistemde kalma sürelerinin olumlu etkileneceğini söyleyebiliriz. Diğer taraftan emeklilik planlarının tasarımında bazı revizyonlar yapılarak kapsayıcılık ve sistemde kalma oranı artırılabilir. Katkı paylarının asgari limitleri yeniden değerlendirilerek daha esnek koşullar sunulabilir. Düşük gelir gruplarına tasarruf imkânı veren minimum asgari katkı payı içeren planlar oluşturulması, tasarruf kabiliyetinin azalması durumunda ara verme kesintisi uygulanmaması veya diğer kesintilerde yapılacak revizyonlar katılımcılara esneklik sağlayacaktır. Acil finansal ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak ise yakın dönemde hayata geçirilen kısmi çekim uygulaması olumlu bir gelişmedir ve kapsamı genişletilerek esnekliğin arttırılması da kalıcılığı destekleyecektir.

Bireysel Emeklilik Sistemini genel durum ve katılımcı profilleri olarak iki farklı açıdan değerlendirmekte fayda var. Sistemin geneline baktığımızda havuzdaki fon büyüklüğünün ve sözleşme adetlerinin sisteme giriş çıkışları karşılayabildiğini ve emeklilik dönemi gelen katılımcılara da çıkış yapmaları durumunda yükümlülüklerini yerine getirdiğini görmekteyiz. Geçen yıl BES fonları %30.8’lik TÜFE karşısında ortalamada %60.9 oranında bir getiriyle reel anlamda büyüme sağlamış olup 2.2 trilyon TL olan fon büyüklüğünün GSYH’ye oranı %3.43 seviyelerine ulaşmıştır. Bu anlamda sistem düzenli büyüme sağlayarak ülke ekonomisine tasarrufları arttırmak yönünde büyük katkı sağlamıştır. Katılımcı profilleri özelinde baktığımızda ise sistemden sağlanan fayda ve sunulan araçların kullanım durumunda göre farklılıklar görülmektedir. Şirketimizde yıllık olarak katılımcılara katkı paylarını asgari TÜFE oranında arttırmalarına yönelik bildirimler göndermekteyiz ve %55-%60 aralığında olumlu cevap almaktayız. Ek katkı payı ödemeleri için gönderdiğimiz bildirimlere ise yaşayan sözleşme sahiplerinin %15’e yakın kısmı olumlu dönüş yapıyor. Ayrıca son birkaç yılda tanzim edilen sözleşmelerin tahsilat oranlarının arttığını %70 seviyelerine yaklaştığını görmekteyiz. Özetle halen istenen seviyede olmamakla birlikte katılımcılarda farkındalığının ve tasarruf bilincinin olumlu yönde geliştiğini belirtebiliriz. Elbette bu oranların sektörde şirket ve portföy büyüklüğü bazında farklılıklar gösterebileceğini de not etmemiz lazım.

Finansal okuryazarlık son yıllarda giderek daha fazla gündemimize giriyor. 2026–2028 Orta Vadeli Plan kapsamında bu alanda okullarda eğitimlerin başlaması önemli bir adım. Bununla birlikte finansal kurumların bu konuya ayırdığı kaynaklar da her geçen gün artıyor. AXA Türkiye olarak biz de Gelecek Fakültesi programımız kapsamında finansal okuryazarlık eğitimleri düzenliyoruz. Geçtiğimiz yıl üniversite öğrencileri ve acentelerimizin katılımıyla 1.500 kişiye toplam 5.000 saatlik eğitim sunduk. Önümüzdeki dönemde bu eğitimlerin kapsamını genişleterek daha fazla kişiye ulaşmayı hedefliyoruz. Elbette bu çabaların somut etkilerini daha çok orta ve uzun vadede görebileceğiz.