Image

''Bugün bir çocuğun adına başlatılan BES, aslında o çocuğun finansal dünyayla kurduğu ilk temaslardan biri.''

18 yaş altı BES, son yıllarda sistemin en hızlı büyüyen alanlarından biri haline geldi.


25 Mayıs 2021’de 18 yaş altındaki bireylerin BES’e dahil edilmesinin önünün açılmasının ardından, katılımcı sayısında istikrarlı ve güçlü bir artış yaşandı ve 2021’den bu yana 18 yaş altı katılımcı sayısı yaklaşık 10 kat arttı. 2026 Temmuz sonu itibarıyla ise 1 milyon 733 bin katılımcı sistemden faydalanıyor. Bu istikrarlı artış uygulamanın geçici bir eğilimden çıkarak kalıcı bir davranışa dönüşmeye başladığını gösteriyor.

Bu gelişmeyi yalnızca çocuklara erken yaşta tasarruf alışkanlığı kazandırılması olarak görmüyoruz. Çünkü bugün finansal davranışların genç yaşta şekillenmesi, geleceğin finansal dayanıklılığı açısından kritik. Allianz’ın verilerine göre dünya genelinde her üç yetişkinden yalnızca biri finansal okuryazar. Daha da çarpıcı olanı, genç kuşakların finansal ürün ve hizmetlerle erken yaşta tanışmasına rağmen finansal okuryazarlık düzeylerinin henüz yeterli noktada olmaması. OECD’nin 2024’te yayımladığı PISA 2022 finansal okuryazarlık araştırmasına göre, OECD ülkelerinde 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 18’i temel finansal okuryazarlık düzeyine dahi ulaşamıyor. Buna karşılık finansal okuryazarlığı yüksek öğrencilerin para biriktirme olasılığı düşük performans gösteren akranlarına göre yüzde 72 daha yüksek. ABD merkezli Küresel Finansal Okuryazarlık Mükemmellik Merkezi’nin son araştırmasına göre de Z kuşağının finansal okuryazarlık sorularına verdiği doğru yanıtların oranı yüzde 38 ile önceki kuşakların gerisinde kaldı. Bu tablo, gençlerin özellikle tasarruf, borçlanma ve uzun vadeli finansal planlama alanlarında daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğuna işaret ediyor. Türkiye’de de gençlerin finansal araçlara erişiminin kolaylaştığı bir dönemde, bilgi kirliliği, manipülatif içerikler ve kısa vadeli kazanç beklentileriyle karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Bu nedenle Allianz Türkiye olarak finansal okuryazarlığı yalnızca bireysel bir beceri değil, toplumsal dayanıklılığın temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyoruz. Finansla Gelecek programını da tam bu ihtiyaçtan yola çıkarak UNDP Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle hayata geçirdik. 15-24 yaş arasındaki gençleri odağımıza aldığımız programla fiziksel ve çevrim içi eğitimlerle ilk etapta 10 bin gence bire bir ulaşmayı hedeflerken bir yandan da programın Finansla Gelecek YouTube kanalı sayesinde Türkiye genelinde yayılımını da artırıyoruz. Programda yalnızca bilgi aktarmayı değil, gençlerin tasarruf, bütçe yönetimi, yatırım, sigorta, emeklilik ve risk yönetimi konularında farkındalık geliştirmelerini ve bilgi seviyelerini artırmayı amaçlıyoruz.

Dolayısıyla 18 yaş altı BES’i, Türkiye’nin uzun vadeli tasarruf kültürünü dönüştürme potansiyeline sahip stratejik bir adım olarak değerlendiriyoruz. Bugün bir çocuğun adına başlatılan BES, aslında o çocuğun finansal dünyayla kurduğu ilk temaslardan biri. Birikim yapmak, uzun vadeli düşünmek, devlet katkısı ve bileşik getiri gibi mekanizmaların zaman içindeki etkisini görmek, geleceğe ilişkin daha bilinçli kararlar vermenin temelini oluşturabilir. Bu nedenle 18 yaş altı BES’in etkisini yalnızca bugünün katılımcı sayılarıyla değil, geleceğin daha bilinçli tasarruf sahiplerini ve uzun vadeli finansal davranışlarını şekillendirme potansiyeliyle değerlendirmek gerekiyor. Bir çocuğun BES’e çok erken yaşta dahil olması, 40-50 yıla uzanabilecek çok daha uzun bir yatırım ufku yaratıyor. Bu nedenle BES’i yalnızca emeklilik döneminde kullanılacak bir finansal araç olarak değerlendirmek artık yeterli bir bakış açısı değil. Bu uzun vade, sistemi aynı zamanda yaşam boyu finansal planlamanın bir parçası ve finansal varlık yönetiminin erken adımlarından biri haline getiriyor. Özellikle yüzde 20 devlet katkısı ve uzun yatırım süresinin yanı sıra birikimlerin zaman içinde bileşik getiri etkisiyle büyüyebilmesi, erken yaşta başlamanın finansal değerini daha da artırıyor. Gerçek finansal okuryazarlık da yalnızca bugünü yönetmek değil, geleceği uzun vadeli bir perspektifle planlayabilme becerisidir.

Bu noktada şirketlerin rolü de değişiyor. Şirketlerin yalnızca birikim toplayan kurumlar olmaktan çıkarak, genç nesillerin finansal dünyayla ilk temas noktalarından biri haline gelmesi gerekiyor. Çocuklukta başlayan birikim, bireyin ilerleyen yaşamında eğitim, kariyer başlangıcı, bağımsız bir hayat kurma ve emeklilik gibi farklı yaşam evrelerinin finansal olarak planlanmasına yönelik bir bilinç oluşturabilir. Bu nedenle şirketlerin müşterinin yaşam döngüsünü anlayan, yaşa ve ihtiyaçlara göre şekillenen fon ve hizmet seçenekleriyle, finansal okuryazarlığı destekleyen eğitim ve rehberlik modelleri geliştirmesi önem taşıyor.

Biz de bu bakış açısıyla “Çocuğumla Büyüyen BES” planımızı hayata geçirdik. Erken yaşta başlamayı ve çocuklar için yapılan birikimlerin disiplinli biçimde sürdürülmesini teşvik eden bu yaklaşımın müşterilerimizden de ilgi gördüğünü gözlemliyoruz. “Çocuğumla Büyüyen BES”, BES’i yalnızca emeklilik dönemine yönelik bir ürün olmaktan çıkararak çocuğun ve ailenin uzun vadeli finansal yolculuğunun bir parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Buradaki temel düşüncemiz şu: Küçük yaşta başlayan küçük birikimler, devlet katkısı, uzun yatırım süresi ve bileşik getirinin etkisiyle zaman içinde çok daha anlamlı bir finansal güvenceye dönüşebilir. Bu nedenle 18 yaş altı BES’in değerini yalnızca bugün oluşturulan fon büyüklüğüyle değil, uzun yıllara yayılan bir finansal planlama ve bilinçli tasarruf alışkanlığı yaratma potansiyeliyle değerlendirmek gerekiyor.

18 yaş altı BES’in yaygınlaşması, sistemi bir birikim aracı olmaktan çıkarıp, doğuştan finansal okuryazarlıkla donanmış yeni bir neslin ana mecrasına dönüştürecek. Bu segment, ailelerin karar alma süreçlerine dahil olan ‘aktif katılımcı’ profiline geçişle, müşteri beklentilerini dijitalleşme, şeffaflık ve kişiselleştirme noktasında daha da ileri taşıyacak; böylece BES, sadece emeklilik için değil, gençlerin hayatlarının her aşamasında (eğitim, taşınmaz alma, girişim) kullandığı esnek ve entegre bir finansal yaşam platformu haline gelecektir. Bu dönüşüm, sektördeki rekabeti de ‘getiri’ odaklıdan ‘deneyim ve eğitim’ odaklı bir zemine kaydırarak, müşteri sadakatini nesiller boyu sürecek bir bağa dönüştürecektir.