''Toplumda BES’e dair algının emeklilik fikrinin ötesine geçmeye başladığını söylememiz mümkün.''
2021 senesinde kamu otoritesi tarafından yapılan düzenleme ile 18 yaş altı bireylerin Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) dahil edilmesi sağlandı. Bu adımla birlikte BES’in katılımcı profili önemli ölçüde genişlerken, sistemin tabana yayılması ve tasarruf alışkanlığının daha erken yaşlarda başlaması açısından da yeni bir dönem başlamış oldu.
Emeklilik Gözetim Merkezi’nin 14 Ağustos tarihli verilerine göre, yıl başından bu yana yaklaşık 99 bin yeni çocuğun sisteme dahil olmasıyla sektör genelindeki 18 yaş altı katılımcı sayısı 1,7 milyona ulaştı. Aynı dönemde bu müşteri grubuna ait fon büyüklüğü yaklaşık yüzde 30 artarak 110 milyar TL seviyesine yükseldi. Bu tablo, ailelerin çocuklarının geleceğine yönelik uzun vadeli tasarruf konusundaki farkındalığının ve BES’e duyduğu güvenin giderek arttığını gösteriyor. Anadolu Hayat Emeklilik olarak bu yıl da ebeveynlerin en çok tercih ettiği şirket olma unvanımızı koruyor, 400 bin katılımcı sınırını aşan ilk şirket olmanın mutluğunu yaşıyoruz. 18 yaş altı müşteri grubunda 402 bin katılımcıyla ve 25 milyar TL’yi aşan fon büyüklüğümüzle sektörde lider konumda bulunuyoruz. BES, çocuklarımızın tasarruf alışkanlığının güçlenmesini ve erken dönemde geleceklerine yönelik birikim oluşturma fırsatı sağlayan bir sistem. Çocukların sisteme dahil olması; tasarruf tabanının genişlemesi, uzun vadeli fonların büyümesi ve hane halkının finansal varlıklarının daha planlı biçimde yönetilmesi açısından da önemli bir potansiyel taşıyor. Hane halkında başlayan bu uzun vadeli yatırım perspektifi ülke genelinde tasarruf kültürünü etkileme gücüne de sahip. Gelecekte finansal okuryazarlığı daha yüksek, yatırım kararlarında daha bilinçli ve uzun vadeli düşünme eğilimi daha güçlü bireylerin yetişmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.
18 yaş altı bireylerin BES’e dahil edilmesini hem mikro ölçekte bireylere tasarruf disiplini kazandıran hem de makro düzeyde Türkiye’deki uzun vadeli tasarruf kültürünü dönüştürebilecek stratejik bir adım olarak değerlendiriyoruz. Yakın geçmişte pandemi, savaşlar, ekonomik belirsizlik gibi zorlayıcı koşulları bizzat deneyimlemiş bireylerin yatırıma yönelik arayışının ve motivasyonunun yükselmeye başladığını gözlemlemiştik. Ekonomik belirsizlikler, bireylerin yalnızca kısa vadeli getiriyi değil uzun vadeli finansal dayanıklılığı da daha fazla önemsemesine neden oldu.
Bu arayış içinde, kısa vadeli diğer yatırım araçlarının karşısında BES, pek çok farklı ekonomik konjonktürde başarılı performansını devam ettirmiş köklü bir sistem olarak bireylere güvenilir bir seçenek oluşturdu. Bu noktada, toplumda BES’e dair algının emeklilik fikrinin ötesine geçmeye başladığını söylememiz mümkün. Kamu otoritesinin sisteme dair başta yüzde 20 oranındaki devlet katkısı avantajı olmak üzere hayata geçirdiği destekleyici uygulamalar, sistemin diğer yatırım araçlarından ayrıştırılmasını da sağlıyor. Çocukların da BES’e dahil edilmesiyle sistemin yalnızca çalışan ya da ileri yaştaki bireylere yönelik olduğu algısı iyice kırılıyor. Tasarruf sürecinin aslında çocukluktan yetişkinliğe uzanan kesintisiz bir finansal planlama yaklaşımına dönüşmeye başladığını gösteriyor. Emeklilik şirketleri bir hanenin tüm fertlerine hitap edecek daha bütüncül bir yaşam döngüsü anlayışıyla müşteri ilişkilerini yeniden tasarlamaya başladı.
Bu noktada, tasarruf motivasyonunu korumak adına gündelik yaşamlarına değer katacak ek fayda, hizmet ve kampanyaları sunmak daha önemli hale geldi. Burada önemli olan, ek faydaların yalnızca ebeveyn açısından değil, çocuk açısından da anlamlı bir değer üretmesi ve BES ile kurulan ilişkinin yıllar içinde olumlu bir deneyime dönüşmesidir. Bunun yanında, katılımcının yaşı ilerledikçe değişen beklenti ve risk profiline uygun yatırım seçeneklerinin sunulması da giderek daha önemli hale geliyor. Fon çeşitliliğinin artırılması, farklı yatırım temalarının sisteme kazandırılması, dijital fon yönetimi araçlarının geliştirilmesi ve katılımcının hedeflerine göre kişiselleştirilmiş yönlendirmeler yapılması bu uzun vadeli ilişkinin temel unsurları arasında olacaktır. 18 yaş altı BES uygulamasının yaygınlaşmasının, bireysel emeklilik sistemini sadece ebeveynlerin çocukları için yaptığı birikim aracı olmaktan çıkararak geleceğin katılımcılarına yön verecek önemli bir dönüşüme yol açtığından bahsetmiştik. Sistem, BES’in çocuklara yönelik finansal güvence aracı olmasını sağlamasının yanında çocukların erken yaşta birikim ve finansal okur yazarlık kazanmasına da katkı sağlıyor. Önümüzdeki yıllarda tasarruf alışkanlığı bulunan bu segmentin büyümesiyle birlikte BES’in geleneksel müşteri profilinin de önemli ölçüde değişmesini bekleyebiliriz. Sisteme küçük yaşta dahil olan ve birikim bilinciyle yetişen bireylerin, yetişkinlik dönemlerine geldiklerinde finansal farkındalığı olan ve yatırım tercihlerini hedefleri doğrultusunda yönetmek isteyen bir katılımcı profiline dönüşmesini bekliyoruz. Bu süreçte BES’in daha dinamik ve dijital kanallar odaklı bir yapıya dönüşmesi bekleniyor. Yeni nesil katılımcıların; dijital uygulamalarla işlemlerini hızlı ve kolayca gerçekleştiren ve yatırım tercihlerini aktif yöneterek almış oldukları finansal kararlarda daha bilinçli davranan bir müşteri kitlesi olacağını öngörebiliriz.
















